31 Temmuz 2013 Çarşamba

AŞK KIRMIZI

Merhaba,

Dün izlediğim bir filmden bahsetmek istiyorum size. Aslında filmi, geçen sene sinemada da izlemiştim ama DVD'sini gördüğümde tekrar izlemek istedim ve yine büyük bir keyifle izledim. Keyifle diyorum aslında içten içe de huzursuz eden, rahatsız eden bir film Aşk Kırmızı benim için.













Konusunu duymuşsunuzdur diye tahmin ediyorum ama kısaca anlatmak gerekirse, esas oğlanımız Tayanç Ayaydın'ın oynadığı Ferhat, bir iş seyahatinde Nurgül Yeşilçay'ın oynadığı eski aşkı Nazlıgül'le karşılaşır. Ama aynı anda da Ezgi Aşaroğlu'nun oynadığı Zeynep'le evlidir ve bir yandan da ona da aşıktır ve seviyordur. Bu üçlü aşkın tanığı oluyoruz film boyunca. Sonu da biraz trajik bitiyor. Söylediğim gibi daha önce izlemiş olmama rağmen tekrar izledim ve yine aynı tadı aldım filmden.

Filmin en iyi oyuncusu bence Tayanç (sanki kankammış gibi ismiyle hitap ediyorum ya, neyse:)). Nazlıgül'ü ilk gördüğü sahnedeki bakışları, Zeynep'in herşeyi öğrendikten sonraki yüzleşmeleri sırasındaki oyunculuğu çok çok iyiydi bence. Fiziksel olarak çok hoş olması da ayrı bir durum tabi. Ben Nurgül Yeşilçay'dan hoşlanmayan biriyim aslında. Ama bu filmde beni hiç rahatsız etmedi, aksine ne kadınmış bile dedirtti. Ezgi Aşaroğlu ise eh diyebileceğim bir yerde benim için. Baştaki o hanım hanımcık kızdan, intikam dolu aşık kadına geçişi çok gözümüze sokularak yapıldı. Belki de odur beni rahatsız eden. Diğer bir ana oyuncu da müziklerdi, Mehmet Erdem faktörü yani. Filmin akışı ile o kadar çok örtüşüyordu ki, filmi izlettiren faktörlerden biri kesinlikle.

Daha uzun uzun anlatabilirim aslında. Beni etkileyen bir film oldu, sahneleri hala aklımda çünkü. Fırsatını bulursanız izleyin bence, ben de susayım artık:))

Sibel

25 Temmuz 2013 Perşembe

Merhaba 

Yeni bir kitap yeni bir yorumla karşınızdayım (yazar burada kendini geniş kitlelerin okuduğunu sanıyor:))

 

Selindrella bahsedeceğim kitap. Bir seri sanıyorum bu kitaplar ama ben seriye tersten başlamışım. Geçen yaz "Acilen Evlenmem Lazım"ı okumuştum, sanırım geçen yazdı yani:) Tatil öncesi D&R'da dolaşırken cep boyuna rastladım ve hiç düşünmeden almıştım bile kitabı. Tatilde okurum diyordum ama araya başka kitaplar girdi ve ancak elim değdi kendisine. 

Öncelikle çok eğlendiğimi söyleyebilirim. Selin gibi bir arkadaşım olmasını çok isterdim:) Onun yaşadıklarının hepsi olmasa da bazıları hepimizin başına gelen şeyler aslında, belki de o nedenle bu kadar eğlendirdi beni. Bazı kişiler chick-lit kitapları kitaptan saymasa da benim için kitaptır, hem de kitap okumaktan imtina eden insanları sayfalara alıştıran kitaplar olarak görürüm bu türü. 

Kitabın beni az da olsa rahatsız eden tek özelliği, sürekli bir markalar içerisinde boğulması oldu. Filmi çekilse ne kadar çok reklam alırmış, vay be gibi anlamsız düşüncelere bile girdim hatta. 

Ekin Atalar'ın okumadığım bir kitabı kaldı sanırım, yakında onun da yorumunu burda görürseniz şaşırmayın. Seviyorum bu türü ne yapayım:)

Sıradaki kitabımız ne olacak derseniz, Lux serisinin üçüncüsü "Opal" burada olacak. Merakla bekleyin (yazar halen kendini takip eden bir kitlenin olduğu yanılgısından vazgeçmiyor:)))

Görüşürüz 

Sibel 

 

23 Temmuz 2013 Salı

Merhaba

Dün yeni kitaplarım elime ulaşınca, burada da kayıt altına almadan geçmek istemedim:)

Yeni cicilerim şöyle:

İçimdeki halen ölmeyen ergeni mutlu etmek için Opal:) (Bu ergen lafından kimse alınmasın lütfen, cidden bu seri ve türevi kitapları okurken kendimi daha genç hissettiğimden dolayı böyle söylüyorum. 
http://openbooksociety.com/wp-content/uploads/2012/10/Opal-on-book1.png 

Blogger dünyasından iki kitap, Hiç Olmamış Gibi Yapalım ve Keşke Ben Uyurken Gitseydin.

   









Son olarak da Herkes Tek Başına Ölür.

 

Hepsini kitapyurdu.com'dan aldım. Genelde kitaplarımı internetten alıyorum zaten. Kitapyurdu da en çok kullandığım sitelerden biri. Hiç sorunsuz 3 günde elime ulaşan bir alışveriş oldu. Bir kez daha kendilerine teşekkür ediyorum:) Hatta ay içerisinde birden çok alım yaptığım için ekstra indirimler de kazanmışım, bir sonraki alışverişimde daha da çok kazanacakmışım diye bir bilgilendirme göndermişler. Şimdiden onu alayım bunu alayım diye liste yapmaya başladım. 

Bazı takip ettiğim bloglar var, Tuğçe'nin Kitaplığı, Kitap Eylemcisi gibi. Onların kitap okuma hızlarına gıpta ediyorum. Kimse benden bu derece bir hızlı okuma ve yazı girme becerisi beklemesin:))) Şaka bir yana, dönem dönem çok hızlı okuyan ama dönem dönem de aynı kitapla 20 gün yaşayan bir insan olduğum için,  bu blog bir anlamda da benim okuma hızımı arttırma açısından çok yararlı olacak. Kimse okumuyor dahi olsa nedense insan bir sorumluluk hissediyormuş yazı girmek için:)) Bu da elimdeki yaklaşık 80 okunmayı bekleyen kitap için süper şahane olur. Gördüğünüz gibi bu kadar çok okunmamış kitap olması yeni kitap almaya hiiiç engel değil. Ne olur ne olmaz, fırsat varken alayım, ya ilerde alamazsam ve aniden kitapsız kalırsam, değil mi ama:))


21 Temmuz 2013 Pazar

Ilk Yayin Ilk Kitap


Merhabalar

İyi bir blog izleyicisi olan ben sonunda kendime bir blog açmaya karar verdim. Kim okur, ne zaman okur, nasıl olur bilmiyorum ama en azından denemiş olacağım:)

İlk kitap olarak da bugün bitirdiğim "Kaiken"den bahsedeceğim. 

 

Bildiğiniz gibi Grange'in son kitabı Kaiken. Yine benim gibi gerilim-macera türü seven kitap okurlarını üzmeyecek bir kitap olmuş. Gerçi benim kendimi kitaba kaptırmam biraz zor oldu ama sonunda oldu:) 

Konusunu bir çok yerden bulabilirsiniz zaten. Ayrıca ben kitaplar hakkında yalnızca kendi düşündüklerimi anlatmayı hedefliyorum bu blogda (sonrasında bir değişiklik olur mu bilemem ama şimdilik böyle en azından:)). 

Japonya hakkında benden daha derin bilgisi olan ya da benden daha çok araştırmacı olan kişiler eminim ki çok daha fazla keyif alacaklardır kitaptan. Ben okuduğunu 'dur bir google amcaya sorayım, neymiş bu' diyenlerden olmadığım, okurken de not alarak okuyanlardan olmadığım için bahsi geçen bir çok tanımı şimdiden unuttuğumu söylemem lazım.

Okurken çok kolaylıkla içine girebildiğimi söyleyemeceğim kitabın. Uçakta başladım, 3 gece seyahatteydim, dönüş uçağında biter diye ummuştum ama öyle olmadı. Ancak 100 sayfasını okuyabilmiştim döndüğümde. O nedenle okumayı düşünüyorsanız, ilk başta biraz sıkıcı gelirse kitap, pes etmeyin. Sonunda çok açılıyor. Son 70 sayfa civarı ise 'eee şimdi ne olacak' diyerecek geçiveriyor hatta. 

İyi okumalar

ST