30 Temmuz 2014 Çarşamba

18. ALPER KAMU CEHENNEM ÇİÇEĞİ - Alper Canıgüz

Merhabalar,

Ramazan bayramında ailemin yanında olunca bol bol okuma fırsatım da oldu. Elimde bekleyen bilimum dergi ile birlikte Cehennem Çiçeği de bitenler arasında yerini aldı. 

Alper Canıgüz ilk defa okudum. Aslında kendisinin üç romanı daha varmış ama ben son kitabı ile kendisi ile tanıştım. Geç olsun güç olmasın demişler:)) Kitap 5 yaşında bir çocuğun üzerinden bir cinayeti ve çözümlenmesini anlatıyor. Kahramanımız çok zeki, fırlama ve büyümüş de küçülmüş diyeceklerimizden. Cinayetin yanında kendi ailesi ile ilgilibir yan hikaye de var ki bence kitabın cazibesini arttıran en önemli özelliklerden biri. Okurken tek bir hikaye okumuyor, bir kaç hikaye ile kitaba çok daha fazla sarılıyorsunuz. 

Daha önceki kitabın devamı olmasından endişe duymuştum ilk başladığımda ama boşunaymış endişem. Arada alıntılar olsa da, gayet bağımsız da okunabilen bir kitap. Çok akıcı, ilgi çekici ve yazım dili bence çok profesyonel. Hiçbir bölüm sıkıcı değildi, bazı bölümler ise yıldızlıydı benim için, mesela Alper'in babasının anlattığı dünyayı omuzlarında taşıyan bir kızın masalı. 

Alper Canıgüz'ün diğer 3 kitabı da alınacaklar/okunacaklar listeme eklendi. Elimdekileri biraz eritince yine bir Canıgüz eseri ile yine burada olacağım sanırım. 

Görüşmek üzere

Sibel

19 Temmuz 2014 Cumartesi

17. YAZ - Kürşat Başar

Merhaba

Evet yine uzun bir okuma süreci oldu ama bir sorun neden diye:))) İş değiştirdim ve yeni işs düzenine, ortamına alışmam biraz ilgimi dağıttı. O nedenle de Yaz'ı okuma sürecim çok da keyifli olmadı aslında. Bu kitabın kötü olmasından değil asla, benim kafamı veremememle ilgili. Neyse kitabımıza geri dönelim. 

Kürşat Başar'ı çoğumuz Başucumda Müzik kitabıyla anımsıyordur, hatta bize kendisini tanıtan kitap o oldu sanırım. Sonrasında yayıncılığını da öğrendik, ilişkilerini de. Yazarlığı sanırım hayatının çok da odağında değil ki, tam 11 sene olmuş son romanından beri. Bu derece güzel yazabilen birinin daha çok yazmasını isterdim. 

Yaz aslında en en özetle bir aşk romanı. Kıbrıs'ta başlayıp, İstanbul'a geçen bir hayatın anlatımı. Murat ailesiz kalınca, ninesiyle birlikte İstanbul'da yaşamaya başlar ve Emel'le tanışır. Hikaye bu tanışm aile kırılma noktasını yaşıyor ve akıp gidiyor. Zaman zaman Murat Yazarın kendisi mi diye düşündürdü beni aslında. Öyle mi bilemiyorum tabi. Ama yaşanan aşk o kadar naif, o kadar güzel ve de özenilesi ki. Hiç sorunsuz bir aşk değil, belki ondan çok gerçekçi geldi bana. Bir tek sonunu sevmedim aslında hikayenin. Nedense çok rastlandık ve fazlasıyla türk filmi havasında geldi bana. 

Yazımla ilgili söylenebilecek tek şeyse, çok iyi olduğu sanırım. Olay kurgusu çok iyi oluşturulmuş, tüm akış bir ahenk içinde, yazarın cümleleri ve anlatımı ise neredeyse kusursuz. Kitapları sevdiğiniz cümlelerin altını çizerek okuyanlardaysanız, çokça cümle olacağından, sürekli bir 'dur şunu da çizeyim' diyeceğinizden eminim. 

Sonuç olarak bence okuyun, bekletmeyin:))

İyi okumalar, görüşmek üzere

Sibel



2 Temmuz 2014 Çarşamba

16. DELİDUMAN - Emrah Serbes

Merhaba

Deliduman an itibarıyle bitti ve hemen yazmak istedim. Ne demem lazım, nereden başlamalıyım emin olamadım aslında. Ben Emrah Serbes'i Behzat ç. ile tanıyanlardanım. Akabinde tüm kitaplarını su içer gibi okudum ve benim için ne yazsa okurum kategorisinde yazarlar arasında. Ot dergisini takip ettiğimi söylemiştim. Bir Emrah Serbes iki de Hakan Günday'dı aslında okumaya başlamamın nedeni. Son iki bölümdür yazısı olmadığı için hayal kırıklığı bile yaşıyorum:)) Temmuzda var mı bilmiyorum, dergi içeride ve kontrol etmedim henüz. 

Neyse konuyu dağıttım. Demek istediğim şudur ki, kitabı hiç yoruma bile bakmadan satışa çıktığı ilk gün aldım. Öncelikle kapaktan bahsetmek lazım sanki. Kapak ilk defa konuyu özetler şekilde olmuş, ben çok beğendim. Konuya gelirsek, Çağlar İyice isimli bir gencin kız kardeşi üzerinden yalnızlığını, hayal kırıklıklarını ve de asıl önemlisi geçen sene deneyimlediğimiz Gezi olaylarını anlatıyor Serbes. 

Alıntılama yapmayacağım kitaptan, bir türlü aralarından seçim yapıp, budur diyemedim çünkü. Duygusal anlamda da hem komik hem de düşündüren bir kitap bir yandan da. İsimler muhteşem, kişi isimleri değil bahsettiklerim. Gerçek ya da tüzel kişilere kitap içinde verilen isimler, Ya Kime Vereceksiniz Mecbur Bize partisi ya da Erkek Erkeğe Kadın Kadına Her Çeşit Öpüşme Hakkı Derneği gibi isimler bahsettiğim. Çok çok eğlendirdi beni bu isimler. Kitapla ilgili iki nokta var takıldığım:

- Neden bu derece reklam vardı? Sürekli bir Migrostan alışveriş, yok İdeefixe'ten sipariş gibi bir reklamlar serisidir gidiyor. Yakında filmlerdeki ya da dizilerdeki gibi 'bu kitapta ürün yerleştirme yapılmıştır' gibi bir ibare olacak herhalde. 

- Emrah Serbes'in martılarla ne alıp vermediği var :) Kitap kapanışını bile bu hayvan üzerinden yapmış ama sevmediği de belli sanki. 

Bir de son olarak kitabın sonu bana çok havada kaldı gibi geldi. Belki daha uzun sürmesini beklediğim için, belki de cidden havada, çok da emin değilim ama daha doyurucu bir son isterdim. 

Ne olursa olsun, her durumda alın okuyun, okutun. Her kelimesinden, her ifadesinden çok keyif alacağınıza eminim. 

Görüşmek üzere 

Sibel - Emrah Serbes'i seven kişi:)