Peri Gazozu - Ercan Kesal
Merhaba
Bir kitabımızın daha sonuna geldik:) Ercan Kesal aslında bir doktor ama uzun zamandır da yazı yazmaktaymış, hatta oyuncu bir yandan da. Çok severek izlediğim Kayıp Şehir'de kahramanların babası rolündeki kendisiymiş, onu da biraz önce yanlış bir şey yazmamak için başvurduğum Google amcadan öğrendim. Simasını bildiğim ama ne yazık ki ismini bilmediğim biriymiş yani.
Kitaba gelirsek, kısa hikayelerden daha doğrusu anlatılardan oluşan bir kitap Peri Gazozu. Yorgan, annelerin çocuklarını kokularından tanıması, ölüm vb gibi bir sürü konu hakkında kısa kısa anlatılar. Genellikle bir hüzün var yazılarda. Çok tatil kitabı olarak tanımlayamam sanırım bu anlamda. Belki de aslında ara ara elinize alıp bir iki bölüm okuyup, bir süre sonra bir iki bölüm daha okursanız daha çok keyif veren bir kitap olabilir.
Sevdim mi ben bu kitabı? Çok emin bir şekilde evet diyemem ama sevmedim diye birşey de söyleyemem. Genel hüzün ve karamsarlık havası biraz zorladı sanırım beni. Bununla birlikte yine de bence alın okuyun, dediğim gibi hızlı değil, bugünden yarına değil, yavaş yavaş:)
Bir sonraki kitabımız da Osman Aysu'dan Ölüm Oyunu.
Görüşmek üzere
Sibel
Başkasını Seviyorum - Ömer Özgüner
Merhabalar,
Ömer Özgüner'in bu kitabını yaklaşık iki hafta önceki klasik bir D&R turlamam sırasında isminden dolayı farkettim. İndirimde olduğunu görünce de ikinci kere bile düşünmeden sepetteydi kendisi. 90dan fazla okunmamış kitap olmasına rağmen neden öncelik verdiğim ise aslında meçhul. Kitap çok kalın değil, kısa bir tatile gidiyordum ve bir önceki kitabımın Murakami olduğunu düşündüğümde, aslında mantıklı bir seçim olmuş. Yine de 200 küsür sayfalık bir kitap için çok uzun sürdü bence okumam.
Konusu anlamında çok gerçekçi, günlük hayattı anlatılanlar. Özellikle Hande etrafımızda çok gördüğümüz bir karakter. Kitabı sevdim mi, evet. Belki doğru zamanda okumadım diye düşünüyorum aslında. Beklediğim kadar rahat okunan bir kitap değildi. Bu kitabın kötü olduğunu asla göstermez, ben daha klasik bir aşk hikayesi bekliyordum ama kitap o kadar hayatın içindedi ki, beni sürekli düşünmeye itti. Karakterleri sürekli kendi hayatımın içinden birilerine benzettim.
Kitap 13 baskı yapmış, en azından bendeki 13. baskısı. Belki daha sonra da basılmıştır bilmiyorum. İsmini daha yeni öğrendiğim bir yazar olduğu için bu baskı sayısı da beni şaşırttı itiraf etmeliyim ki.
Neyse uzun lafın kısası kafanızın rahat olduğu bir dönem okuyun bence ama mutlaka okuyun, keyif alacaksınız.
Bir sonraki kitabımız da son zamanlarda sıkça yorumlarına ratladığımız Peri Gazozu.
Görüşmek üzere
Sibel
Erkek Dedikodusu 3 - Keşke Ben Uyurken Gitseydin
French Oje'nin diğer kitaplarını da okumuştum, bunu da her durumda okuyacağım belliydi:)
Zaten bu Dizüstü Edebiyat kitaplarının sanırım hepsini okudum ve yayımlandıkça da okuyacağım gibi geliyor. Evet belki çok birşey katmıyor, aman aman bir kazanımınız yok edindiğiniz bilgilerden ama en önemli şeyi yapıyor, hoşça vakit geçirtiyor size. Daha ne olsun. Bir kaç insana bile olsa, daha fazla okuma aşkı katıyorsa bile yeter bence.
Neyse, gelelim kitabımıza. Renda'nın hikayesi ve onun ilişkileri anlatılıyor kitapta. Sanırım yaklaşık 2 saatte bitti kitap. Balkonda keyif yaparken, cidden yerimden kalkmadan, zaman zaman gülümseyerek, zaman zaman da az da olsa hüzünlenerek okudum. Kendimi karşılaştırdım Renda'yla, kızdım ona, bazen haklısın dedim, bazen bu Berkan da ne salak dedim, kendi kendime ya da Renda ile konuştum sürekli.
Sonu yine açık bırakılmış, herhalde bir 4. kitap gelecek. Gelsin, onu da okuyalım:)
Bir sonraki kitabımız da "Ben Başkasını Seviyorum", dün gece itibarı ile başladım, bakalım nasıl gidecek..
Sibel
Merhaba
Sonunda 1Q84'ü bitirdim. Kapağın arkasında yazan "Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter, hayatın kurtulmuş demektir..." yazısından sonra hiç ikinci kere düşünmeden sepetime eklemiştim kitabı. Ama cüssesinden dolayı uzun zaman, bir seneden fazla, kitaplığımda beni bekledi. Bu gün başlıyorum, yok tatilde başlarım, dur önce şunu okuyayım derken, bu zamana kadar bekledi beni. Sonunda okudum ama:)
Dile kolay tam 1256 sayfa, bitmez sanıyor insan zaman zaman ama dün gece itibarı ile bitti:) 16 gün sürmüş kitabı bitirmem. Bayram tatili gibi uzun uzun okuma yapabileceğim bir zaman dilimi olmasaydı daha da uzun sürerdi sanırım.
Benim ilk Murakami kitabım 1Q84. İyi bir başlangıç oldu mu? Diğerlerini okumadığım için bilemiyorum tabi ki ama benim gibi ilk okuyacaklara tavsiyem, vazgeçmeyin:) Gayet güzel akan, rahat okunan ve anlaşılan bir kitap. Zaman zaman aynı olayların sürekli tekrarlanmasından, aynı açıklamaların tekrar tekrar yapılmasından ya da uzun uzun tasvirlerden sıkıldığımı itiraf etmem gerek. Gerçi kitap o kadar uzun ki, belki de yazar ara ara hatırlatma ihtiyacı duyduğu için bu tekrarlara, tanımlara girdi. Bununla birlikte yazarın yaptığı benzetmeleri hayranlıkla okudum. Uzaklığı anlatırken "bir insanın yüreğini diğer bir insanın yüreğinden ayıran mesafe gibi" benzetmeler insanda şaşkınlık yaratıyor.
Bu arada ben hikayenin belkemiği olan Pupa Hava'yı uzun süre kafamda canlandıramadım, ta ki kitabın bir yerinde "koza gibi" tanımı yapılana kadar. Bunu okuduktan sonra taşlar yerine oturdu. Hikayenin benim için en güzel yeri son 150 sayfasıydı, şimdi ne olacak, eee peki şimdi diyerek okudum.
Okumayı düşünüyorsanız uzun ama bir yandan da keyifli bir okuma süreci sizi bekliyor bence:)
Sıradaki kitabımız da Keşke Ben Uyurken Gitseydin olacak. Sanırım bir kaç gün içerisinde görüşürüz:)
Sibel
OPAL - Jennifer L. Armentrout
Merhaba,
İçimdeki ergenin hala yaşadığını anlatan bir kitapla daha karşınızdayım:) Bir çoğunuzun bildiğine emin olduğum Lux serisinin 3. kitabı. Sanırım seri 5 kitaptan oluşuyor. 4. kitap çok yakında çıkacakmış ama 5 hakkında bir fikrim yok.
Konusu hakkında çok fazla birşey söylemeyeyim yine, siz alın okuyun bence seriyi. Özellikle fantastik kitapları seviyorsanız, bunların bir aşkla ifade edilmesini ve de hatta çok da abartılı öğeler içerip dünyadan da çok uzaklaşmamasını istiyorsanız seveceksinizdir bu seriyi. Evet Luxen denilen uzaylılar var ama normal insanlara aşık oluyorlar, evet doğa üstü güçler var ama normal bir hayat sürüyorlar. Güzel bir dengesi var bence gerçekliğin ve doğa üstünün bu kitapta.
Yazar çok akıllıca bir iş yapıp, öyle bir yerde bırakmış ki kitabı, bir sonrakini okumama gibi bir şansınız yok. Eee üç kitap okuduk daha anlamadık ne olacağını, tüh ya deyip, 4. kitabı almanız işten bile değil. Benim bir sonraki kitap siparişimde ilk sırada olacağı, hatta onu bahane edip sipariş vereceğimi söyleyebilirim mesela:))
Geçen gün okunmayı bekleyen kitaplarımı saydım, pek güzel bir sayı çıkmadı, 91:) Dedim ki kendime, bunlar en azından 50'ye inene kadar kitap yok. Bunu söyler söylemez de hemen istisnalar da yarattım ama, takip ettiğim serilerin devam kitapları.)) Ee tek kitap için de sipariş verdiğime değmez, mecburen birazcık alıp devam ediyor olacağım:)) Şaka bir yana cidden alıma bir ara vermem lazım, liste oluşturmaya başladım, onlar bitince kendime alınmasına izin vereceğim kitaplar diye. Daha 2 gün olmasına rağmen 7 kitap birikmesi ise çok iç açıcı gözükmüyor:)
Neyse, bir sonraki kitaba dün gece itibarı ile başladım. Murakami 1Q84. Hal böyle olunca uzun bir süre yorum yazamam sanırım. Zaten bayram tatili de giriyor araya, ben birazdan bilgisayarı kapatıp ailemin yanına doğru yolculuğa başlıyorum. Hepinize iyi bayramlar şimdiden.
Unutmadan, dün akşam bir de "Before Midnight"ı izledim, anlatırım bir ara ama bence siz bu arada izleyin.