14 Aralık 2014 Pazar

29. ALİ İLE RAMAZAN - Perihan Mağden

Merhaba

Perihan Mağden bazen sevdiğim, bazense ne demek istemiş ki diye düşündüğüm ve hatta çoğunlukla da pek sevmediğim bir yazardır aslında. O nedenle nasıl oldu da bu kitabı almışım bilmiyorum ama iyi ki almışım. 

Ramazan ve Ali isimli iki öksüz ve yetim çocuğun yaşadığı bir aşk hikayesi aslında ana hikaye. Aşkı yaşayanlar aynı cinsiyetten olunca, biraz daha farklı geliyor. İsimler değişse biri Ayşe biri Ali olsa, çok güzel bir aşk kitabı diye tanımlanabilecek bir kitabı bambaşka bir noktaya taşıyıp, yaşanan aşkı ikinci plana atıyor. Kitapta hem yetimhanede yaşanılanlar, hem askerlik hem de daha sonra açıklıkla anlatılmış. Hatta zaman zaman fazla açık gelip, dili rahatsız edici de olabiliyor. 

Güzel miydi dersenİz, tam bir cevabım yok aslında. Kötü müydü derseniz ona daha net bir cevabım var, hayır kötü değil. Bence kendiniz okuyup yorumlamanız gereken kitaplardan biri bu kitap. 

İyi okumalar

Sibel

7 Aralık 2014 Pazar

28. EKİCİ VE OĞULLARI - Orhan Kemal

Merhaba,

Uzun bir süre sonunda yeni biten bir kitap ve yine ben:)) Eskici ve Oğullarını klasik bir D&R ziyaretimde, indirimli kitaplar bölümünde görmüştüm. Uzun zamandır da Türk edebiyatından hiç okumadığımı düşünüp almıştım. Tabi yine elimde yüzü aşkın okunmamış kitap olunca, ancak ona sıra geldi. 

Kitap Kunduracılık yapan yaşlı bir baba ve onun iki oğlu ve kızı ile yaşadıklarını anlatıyor özetlemek gerekirse. 1950lerdeki hayattan, pamuk toplayıcılığından ya da amelelikten diyelim, o dönemli evlerden, mahalle hayatından, esnaflıktan, evliliklerden, aşktan kısaca tüm yaşamdan bahsediyor. Ana karakter olan baba, görmüş geçirmiş, asabi, aslında çocuklarına düşkün olmakla birlikte kendi bencilliğinin gölgesinde kalan bir adam. Anne de yine aslında bencillikle, gösterişle çocukları arasında bir karakter. Çocuklardan büyük abi ise herkesin takdirini kazanabilecek abi modeli. Küçük abi Ali, tam bir delikanlı, sözlük anlamıyla delikanlı. Zeliha evin kızı, gönlünü akıtacak kişiyi arıyor. Torunlar ise en sevimliler. 

Güzel miydi peki derseniz? Eh işte derim. Bence derin bir edebiyat yoktu kitapta. Eski kelimeler bolca vardı ve bir de küfürler. Beni çok rahatsız etmese de bu konulara takılan okurları yoracaktır anlatımı. Okuyan var mı aranızda acaba? Siz ne düşünüyorsunuz? 

Görüşmek üzere

Sibel

16 Kasım 2014 Pazar

27. İLİŞKİ DURUMU: KARMAŞIK

Merhaba

Yine biten bir kitap ve yine ben. İstediğim hızda olamasa da en azından kitap bitirebiliyorum. İş bu aralar fazlasıyla yoğun ve ben eve geldiğimde ya boş boş televizyona bakmak ya da oyun oynamak istiyorum. Aslında bu nedenle de bugün bahsedeceğim kitabı seçmiştim kitaplığımdan. Yani İlişki Durumu Karmaşık'ı. Rachel Gibson'ı daha önce okuyanların tahmin edebileceği gibi bir aşk ve mutlu son hikayesi. 

Delenay ve Nick çocukluktan beri birbirine aşık üvey kardeşler (ama gerçekten üvey, hiçbir kan bağları yok). Babalarının ölümü ile yine aynı kasabada zorunlu bir yaşam içine giriyorlar ve aşkları depreşiyor. Kitap boyunca da aslında birbirini deli gibi seven ama bunu açıkça ifade edemeden aylar geçirilen bir aşkı okuyoruz. 

İtiraf etmeliyim ki başlarında çok ama gerçekten çok sıkıldım. Hatta öyle ki, artık aşk kitapları bana keyifli gelmemeye başladı herhalde diye bile düşündüm ki bu çok yanlış:)) saçma ve gerçek dışı olduklarını bilsem de çok severim aşk kitaplarını. Neyse, kitabın sonlarına doğru ise, yani karakterler eteğindeki taşları dökmeye başladıklarında ise benim için keyifli okuma dönemi başladı. Bence yazar kitabı biraz daha kısa tutabilirmiş. O zaman sanki daha da keyifli olurmuş. Bir de neden bilmem ama kitap bana dönemimizin değil de sanki bir elli sene öncesinde yazılmış gibi hissettirdi. Karakterleri 1950'lerde hayal ettim nedense hep. 

Keyifli zaman için okunabilecek bir kitap. Kafanızı dağıtmak için de yine gayet işe yarayacaktır. 

İyi okumalar

Sibel 

30 Ekim 2014 Perşembe

26. SALYANGOZ - Hayko Bağdat

Merhaba

Yeni bir kitap ve yine buradayım:)

Hayko Bağdat tanıdığım, bildiğim bir yazar değil aslına bakarsanız. Sabri Alışık hikayesini okumuştum gazetenin birinde. Hikaye dediğime bakmayın, yazarın kendi yaşadığı aslında. Ermeni/Rum yani azınlık bir yazar isminden de anlaşılabileceği gibi. Sadri Alışık'ı da çok sevdiği için kendini azınlık olarak tanımlamamış uzun bir zaman. Daha detayını anlatmayayım da okuyun bence. İşte bu hikaye sonrası merak ettim kitabı. 

Tam olarak bir anlatı kitabı değil aslında. Evet kendi yaşadıkları ama birebir anlatınlar, motımot bir tarih sıralamasından ziyade olay anlatımlarıyla devam eden. Okuması gayet keyifli, akıcı bir kitap. Belki gazete yazılarının olduğu bölümleri çok sevmediğimi belirtebilirim gerçi. Özellikle ikinci bölüm diye nitelendirebileceğim Hrant Dink'in ölümü sonrası çoklukla gazete yazılarından derlenmiş. Bunun yerine tekrar ifade etmesini tercih ederdim sanırım. 

Kısaca güzel ve farklı bir kitaptı bence. Kendini azınlık olmanın arkasına saklanmadan durumu ifade eden bir kitap. Okuyun bence:))

Görüşmek üzere

Sibel

11 Ekim 2014 Cumartesi

25. BU ROMAN O KIZ OKUSUN DİYE YAZILDI - Enver Aysever

Merhaba

Kitap biter bitmez yazmak istedim bu sefer, hiç beklemeden. Başta hiç ama hiç sevmedim bu kitabı. Hatta dedim ki 'al işte, yine popüler bir kitap aldın ve yine hüsran'. Kendimce bir daha reklamlara, tanıtımlara kanmayacağımı bile söyledim. Ama sonra bir anda kitabın tam orta yerinde buldum kendimi. O an itibarı ile de elimden bırakamadım. 

Ela / Rita ve Gitarcı çocuğun saf aşkı beni sarstı, cidden çok sarstı. Başta hiç bir yere oturtamadığım Kahverengi Pardesülü Adam bir anda tam orta yerine oturdu hikayenin. Bir adamın bir kızı nasıl sevdiğini, bir kızın sevdiğinde gerçekten sevdiğinde ne kadar cesaretli olabildiğini, mektupların ne kadar kıymetli olduğunu, İstanbul'un aslında ne gizlerle dolu olduğunu, daha neleri neleri okurken, zaman akıp gitti. Bir de baktım kitap bitti. Boğazımda bir düğüm bırakarak. 

Okuyun mutlaka, naif sevgi dolu bir hikaye anlatım istiyorsanız özellikle okuyun. 

Görüşmek üzere

Sibel

7 Ekim 2014 Salı

24 - DİRENİŞ / Jennifer L. Armentrout

Merhaba

Sonunda Lux serisi bitti. Sonunda dediğime bakmayın, aslında gayet de severek okudum hepsini. Son kitap Diriliş'i de zaten raflara düşer düşmez hemen aldım. 

Bu kitapta tabi ki Deamon ve de Katy'nin sonu ne oluyor onu öğreniyoruz. Luxenler, Arumlar, insanlar, Kökenler derken işler oldıkça karışıyor ama mutlu ve ne yazık ki hiç de şaşırtmayan bir şekilde bitiyor kitap. Yanlış anlamayın, sonunun mutlu olması değil takıldığım şey, çok tahmin edilebilir olması ne yazık ki. 

Geneli itibarı ile tüm serinin genel kurgusunu ve de hikayesini sevdiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Seri okumanın bir cilvesi de kitapların çıkışını beklemek oluyor bildiğiniz gibi. Ben bu seride bu bekleyişi ikinci ve üçüncü kitapta yaşadım. Dördüncü ve bu son kitabında ise, bu kadar okudum artık bitireyim bari düşüncesi daha ağır basıyordu ne yazık ki. Toplu halde okuyor olsaydım, belki hikayeden kopma yaşamayacağım için daha hızlı okuyabilirdim. O yüzden eğer hiç başlamadıysanız ve gerçek üstü ( en azından benim için ) kahramanları seviyorsanız, keyifle okuyacağınız bir seri buldunuz bence:)) Zaten okumaya başladıysanız seriyi, muhtemelen çoktan bitirmiş, ya da bitirmeye yakınsınızdır. Bu gruba ancak, benzer önerecekleri kitapları sorabilirim sanırım:))

Görüşmek üzere, keyifli okumalar

Sibel

20 Eylül 2014 Cumartesi

23. İSTANBUL KIRMIZISI - Ferzan Özpetek

Merhaba, 

Kitap kısacık olunca bir gün sonra yeni yazıyla burdayım. Gerçi Vikitap'taki hedefimi tutturabilmek için elimdeki tüm ince kitaplara öncelik vermem gerek. Malum 52 kitap hedef koymuşum ve henüz 23'teyim:)) 

Neyse gelelim kitabımıza. Ferzan Özpetek kendi hayatından anılarını anlattığı, paralelde de Anna isimli bir kadının İstanbul seyahatinde yaşadıklarının anlatıldığı bir kitap. Yarı roman yarı anlatı gibi bir anlamda. Nerdeyse tüm 2014 senesi kitaplarında olduğu gibi, bu kitapta da yine Gezi olayları, direniş ve isyana dokunma vardır. Sanırım çok çok ilerde, bu dönemi tanımlarken kitaplarda bu öğeden başlayarak anlatacaklar. 

Kitabı genel itibarı ile sevdim aslında. Ama yine de yalnızca kendi hikayesini ya da yalnıza Anna'nın hikayesini anlatmasını tercih ederdim. Zaman zaman da aslında bu bir senaryoydu da sonrasında kitaba çevirdi diye de düşündüm. Ben kendisinim tüm filmlerini bir çok kereler izlemiş, Karşı Pencere'yi vazgeçilmez filmleri arasında belirlemiş biriyim ne de olsa.  O neden hep o film çeksin, ben izleyeyim, arada da kitap yazsın okuyalım diye dünüyorum:))

Son olarak, yine verdiğim sözü tutamadım ve kitap aldım tabi :)) Hatta bir değil birçok kitap aldım. Keşke aldığım hızda okuyabilsem bir de:( İşte böyle. Pazartesi bir iş seyahatine çıkıyorum. Bakalım uçakta ne kadar okuyabileceğim. 

Bir sonraki kitapta görüşmek üzere...

Sibel 

19 Eylül 2014 Cuma

22. AŞK UYKUSU - Mehmet Coşkundeniz

Merhaba

Bir kitap daha bitti ve yine buradayım. Son zamanda hep popüler kitaplarla devam etmişim okuma yolculuğuma. Bu kitap da son çıkan ve popüler olanlardan. 

Mehmet Coşkundeniz'in kitabını  gerçek hayattan kurgulandığını belirterek başlatıyor.  Gerçekten de anlatılan hikaye gayet olası, çevremizde duymuş olabileceğimiz bir aldatma hikayesi ile başlıyor.  Daha sonra kocasından ayrılmak istemeyen bir kadının dramını okuyoruz aslında. Rahat okunan, akıp giden bir hikaye ve rahat bir anlatım. 

Beni rahatsız eden tek şey kitapla ilgili, yazarın bir yandan da kendi reklamını yapıyor olmasıydı kitap içinde. Romanın baş karakteri danışmanlık almaya karar verdiğinde Aşk Doktoru Mehmet'e gider ve bu süreçte de biz kendisinin ne kadar başarılı olduğunu öğreniriz:)) Yazarın kendinden bahsetmesini ben hiç samimi bulmadım açıkçası. Bu kısmı benim için rahatsız edeciydi yani. 

Yukarıda bahsettiğim nokta haricinde, güzel bir kitaptı. Neden okudum demeyeceğiniz ama bence okumazsanız da birşey kaybetmeyeceğiniz bir kitap. 

Bir sonraki kitapta görüşmek üzere

Sibel 

2 Eylül 2014 Salı

21. OLUR ÖYLE - İstiklal Akarsu

Merhaba

Yeni kitapla işte karşınızdayım. İstiklal Akarsu'nun Olur Öyle kitabı. " Kaçan kovalanır dediler, artık nasıl depar attıysam kimse yetişemedi hala" diyerek de kitap kapağındaki alıntıyla başlayalım. Bu sözden de anlaşılacağı gibi komedi unsurları ağır basan bir anlatı kitabı aslında. Küçük hikayeler de diyebiliriz ya da. 

Okuyanus'un Dizüstü Edebiyat serisinden. Ben bu seriden çıkan bir çok kitabı okudum sanırım. Hatta bu seri çok tutmuş olmalı ki, diğer yayınevleri de benzer seriler çıkartmaya başladı. Çoğunlukla da okuması çok keyifli kitaplar bunlar. Olur Öyle de aynen böyle. Okuması keyifli, okurken güldüren, mesaj kaygısı olmayan bir anlatım. Özellikle de yaz tatilinde ya da hafta sonu okumalarınızda değerlendirin bence. 

Çok kısa bir tanıtım oldu biliyorum ama neresini nasıl anlatacağımı pek de bilemedim. O yüzden böyle bitsin artık bu da. Beş günlük bir tatile çıkıyorum. Yanıma da üç kitap, iki dergi aldım. Bakalım dönüşte ne kadarını bitirmiş olacağım, göreceğiz:))

Görüşmek üzere 

Sibel

23 Ağustos 2014 Cumartesi

20. AYLARDAN AŞK - Meral Kır

Merhaba

Yine uzun bir ara oldu ama sonunda biten kitabımla burdayım:))

Aylardan Aşk, üzerine düşünerek aldığım bir kitap değil aslında. Ailemin yanına gitmek için evden ayrıldığımda, yanıma hiç kitap almadığımı hatırlayınca panikledim. Şansıma yakınlarımda bir D&R vardı. Bir ton kitap evde beni bekliyordu, o nedenle tek bir kitap alıp çıkmam lazımdı. O sırada indirimde bu kitap gözüme çarptı. Kimin blogunda okuduğumu hatırlamasam da, yorumu okuduğumu ve de sevildiğini hatırlıyordum. İyi bari deyip, çok da fazla gezinip kendimi riske atmadan alıp çıktım kitabı. Aynı gece de başladım hatta. 

Bu girişten sonra ana meseleye yani kitaba dönelim tabi:)) Yağız ve Tanem isimli iki kişinin aşkı odağında devam eden bir hikaye anlatılan. Ana hikaye bu olsa da yanlarında bir sürü de ufak hikayeler var. Hatta türü bile tek değil. Hem aşk hem de polisiye:)) 

Kitabı sevdim aslında ama bana biraz gereğinden fazla uzun geldi. 576 sayfayı sanki 300 sayfa da özetlermiş diye düşünüyorum. Onun dışında hem anlatımı hem de olay kurgusu gayet güzeldi. Sıkılmadan konuyu takip ediyorsunuz ve de akıp gidiyor hikaye. Yazarın ilk kitabı bildiğim kadarı ile. Bir ilk olarak bence oldukça da başarılı aslında. Özellikle size tatilinizde eşlik etmek için çok güzel bir seçim olabilir bence. 

İyi okumalar

Sibel

1 Ağustos 2014 Cuma

19. SONUN GELDİ SEVGİLİM - Tuna Kiremitçi

Merhaba,

Dediğim gibi bayram benim için güzel bir okuma zamanı oldu. Bunun sonucunda da yeni bir kitapla karşınızdayım. 

Konu bakımından cidden ilginç geldi bana Sonun Geldi Sevgilim kitabı. Devrim isimli bir reklamcının başı eski karısı Rosa ile derde girer ve hiç tasarlamadığı şekilde medyatik olur. Bir arkadaşının söylediğine göre Türk halkının hafızası 17 günlüktür, yani 17 günü sağsalim geçirebilirse, bu sevimsiz medyatikliği de atlatabilecektir. Bu süreçte ise tekrardan aşık olmak yoktur planlarında ama hayat her zaman planladığımız gibi gitmiyor tabi. Daha fazla detaya girip tatsız bir kitap özetine döndürmeyeyim anlatımı:))

Kitabı okurken aslında bir film izliyormuş gibiydim. Nedense sürekli kafamda sahneler oynuyordu, hatta Devrim de yine Engin Altan Düzyatan olmalıydı. Belki izlemişsinizdir, Kiremitçi'nin Bu İşte Bir Yalnızlık Var kitabından aynı isimle uyarlanan filmde de o oynuyordu ve bence tam oturmuştu role. Kitapta da sürekli bir film muhabbeti döndüğünden belki de böyle bir hisse kapıldım bilmiyorum ama bu kitabın da filmi çekilse güzel olur bence. 

Okunması çok çok rahat bir kitaptı. Daha önce de yazarı okuduysanız, çok tanıdık gelecektir hatta. Sevdim mi? Kesinlikle. Tavsiye eder miyim? Evet:)) Kapak söyleminde olduğu gibi "şok edici" bir roman değil ama olsun:))

İyi okumalar,

Sibel

30 Temmuz 2014 Çarşamba

18. ALPER KAMU CEHENNEM ÇİÇEĞİ - Alper Canıgüz

Merhabalar,

Ramazan bayramında ailemin yanında olunca bol bol okuma fırsatım da oldu. Elimde bekleyen bilimum dergi ile birlikte Cehennem Çiçeği de bitenler arasında yerini aldı. 

Alper Canıgüz ilk defa okudum. Aslında kendisinin üç romanı daha varmış ama ben son kitabı ile kendisi ile tanıştım. Geç olsun güç olmasın demişler:)) Kitap 5 yaşında bir çocuğun üzerinden bir cinayeti ve çözümlenmesini anlatıyor. Kahramanımız çok zeki, fırlama ve büyümüş de küçülmüş diyeceklerimizden. Cinayetin yanında kendi ailesi ile ilgilibir yan hikaye de var ki bence kitabın cazibesini arttıran en önemli özelliklerden biri. Okurken tek bir hikaye okumuyor, bir kaç hikaye ile kitaba çok daha fazla sarılıyorsunuz. 

Daha önceki kitabın devamı olmasından endişe duymuştum ilk başladığımda ama boşunaymış endişem. Arada alıntılar olsa da, gayet bağımsız da okunabilen bir kitap. Çok akıcı, ilgi çekici ve yazım dili bence çok profesyonel. Hiçbir bölüm sıkıcı değildi, bazı bölümler ise yıldızlıydı benim için, mesela Alper'in babasının anlattığı dünyayı omuzlarında taşıyan bir kızın masalı. 

Alper Canıgüz'ün diğer 3 kitabı da alınacaklar/okunacaklar listeme eklendi. Elimdekileri biraz eritince yine bir Canıgüz eseri ile yine burada olacağım sanırım. 

Görüşmek üzere

Sibel

19 Temmuz 2014 Cumartesi

17. YAZ - Kürşat Başar

Merhaba

Evet yine uzun bir okuma süreci oldu ama bir sorun neden diye:))) İş değiştirdim ve yeni işs düzenine, ortamına alışmam biraz ilgimi dağıttı. O nedenle de Yaz'ı okuma sürecim çok da keyifli olmadı aslında. Bu kitabın kötü olmasından değil asla, benim kafamı veremememle ilgili. Neyse kitabımıza geri dönelim. 

Kürşat Başar'ı çoğumuz Başucumda Müzik kitabıyla anımsıyordur, hatta bize kendisini tanıtan kitap o oldu sanırım. Sonrasında yayıncılığını da öğrendik, ilişkilerini de. Yazarlığı sanırım hayatının çok da odağında değil ki, tam 11 sene olmuş son romanından beri. Bu derece güzel yazabilen birinin daha çok yazmasını isterdim. 

Yaz aslında en en özetle bir aşk romanı. Kıbrıs'ta başlayıp, İstanbul'a geçen bir hayatın anlatımı. Murat ailesiz kalınca, ninesiyle birlikte İstanbul'da yaşamaya başlar ve Emel'le tanışır. Hikaye bu tanışm aile kırılma noktasını yaşıyor ve akıp gidiyor. Zaman zaman Murat Yazarın kendisi mi diye düşündürdü beni aslında. Öyle mi bilemiyorum tabi. Ama yaşanan aşk o kadar naif, o kadar güzel ve de özenilesi ki. Hiç sorunsuz bir aşk değil, belki ondan çok gerçekçi geldi bana. Bir tek sonunu sevmedim aslında hikayenin. Nedense çok rastlandık ve fazlasıyla türk filmi havasında geldi bana. 

Yazımla ilgili söylenebilecek tek şeyse, çok iyi olduğu sanırım. Olay kurgusu çok iyi oluşturulmuş, tüm akış bir ahenk içinde, yazarın cümleleri ve anlatımı ise neredeyse kusursuz. Kitapları sevdiğiniz cümlelerin altını çizerek okuyanlardaysanız, çokça cümle olacağından, sürekli bir 'dur şunu da çizeyim' diyeceğinizden eminim. 

Sonuç olarak bence okuyun, bekletmeyin:))

İyi okumalar, görüşmek üzere

Sibel



2 Temmuz 2014 Çarşamba

16. DELİDUMAN - Emrah Serbes

Merhaba

Deliduman an itibarıyle bitti ve hemen yazmak istedim. Ne demem lazım, nereden başlamalıyım emin olamadım aslında. Ben Emrah Serbes'i Behzat ç. ile tanıyanlardanım. Akabinde tüm kitaplarını su içer gibi okudum ve benim için ne yazsa okurum kategorisinde yazarlar arasında. Ot dergisini takip ettiğimi söylemiştim. Bir Emrah Serbes iki de Hakan Günday'dı aslında okumaya başlamamın nedeni. Son iki bölümdür yazısı olmadığı için hayal kırıklığı bile yaşıyorum:)) Temmuzda var mı bilmiyorum, dergi içeride ve kontrol etmedim henüz. 

Neyse konuyu dağıttım. Demek istediğim şudur ki, kitabı hiç yoruma bile bakmadan satışa çıktığı ilk gün aldım. Öncelikle kapaktan bahsetmek lazım sanki. Kapak ilk defa konuyu özetler şekilde olmuş, ben çok beğendim. Konuya gelirsek, Çağlar İyice isimli bir gencin kız kardeşi üzerinden yalnızlığını, hayal kırıklıklarını ve de asıl önemlisi geçen sene deneyimlediğimiz Gezi olaylarını anlatıyor Serbes. 

Alıntılama yapmayacağım kitaptan, bir türlü aralarından seçim yapıp, budur diyemedim çünkü. Duygusal anlamda da hem komik hem de düşündüren bir kitap bir yandan da. İsimler muhteşem, kişi isimleri değil bahsettiklerim. Gerçek ya da tüzel kişilere kitap içinde verilen isimler, Ya Kime Vereceksiniz Mecbur Bize partisi ya da Erkek Erkeğe Kadın Kadına Her Çeşit Öpüşme Hakkı Derneği gibi isimler bahsettiğim. Çok çok eğlendirdi beni bu isimler. Kitapla ilgili iki nokta var takıldığım:

- Neden bu derece reklam vardı? Sürekli bir Migrostan alışveriş, yok İdeefixe'ten sipariş gibi bir reklamlar serisidir gidiyor. Yakında filmlerdeki ya da dizilerdeki gibi 'bu kitapta ürün yerleştirme yapılmıştır' gibi bir ibare olacak herhalde. 

- Emrah Serbes'in martılarla ne alıp vermediği var :) Kitap kapanışını bile bu hayvan üzerinden yapmış ama sevmediği de belli sanki. 

Bir de son olarak kitabın sonu bana çok havada kaldı gibi geldi. Belki daha uzun sürmesini beklediğim için, belki de cidden havada, çok da emin değilim ama daha doyurucu bir son isterdim. 

Ne olursa olsun, her durumda alın okuyun, okutun. Her kelimesinden, her ifadesinden çok keyif alacağınıza eminim. 

Görüşmek üzere 

Sibel - Emrah Serbes'i seven kişi:)







29 Haziran 2014 Pazar

15. SONSUZA DEK - Kiera Cass

Merhaba

Yine bir kitap bitti ve ben de burdayım:)) Bir üçleme daha bitti bu kitapla birlikte. Beni Seç, Elit ve son olarak da Sonsuza Dek. Tüm kitaplar boyunca America'nın Maxon'ı mı Aspen'i mi sevdiğini bilemeden, peki Maxon kimi seçecek diyerek bekledik durduk. Sonsuza Dek ile birlikte de tüm sorular cevaplarını buldu:))

İlk kitaptan itibaren çok severek okudum ben bu seriyi. Tüm kurgunun çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Kraliyetin anlatımını da kast sistemini de hafif hafif ama derinden anlatıyor kitaplar. Bununla birlikte de tabi ki güzel bir aşk hikayesi okuyoruz. Çeviri yine çok başarılı, böylece hiç hikayeden kopmadan aynı heyacanla akan sayfalarda bitiriyorsunuz kitabı. 

Beni Seç ve Elit'i okuduysanız zaten Sonsuza Dek listenize girmiştir bile. Eğer henüz hiç birini okumadıysanız sırayla hepsini okuyun. Araya başka bir kitap sokmak istemeyeceğinizi de belirtmeden geçemeyeceğim. Bu arada kitap kapakları da çok başarılı. Bunu da söylemiş olayım:))

Bir sonraki kitabımız Emrah Serbes. Kısa zaman içerisinde görüşeceğimizden eminim bu sefer:))

İyi okumalar

Sibel

21 Haziran 2014 Cumartesi

14. GÖKKUŞAĞINI YAKALAMAK - Kathleen Long

Merhaba

Bu sefer gerçekten çok kısa bir ara sonrasında burdayım. Demek ki asıl sorun okuma hızımda değil de seçtiğim kitaplardaymış:)) Şaka bir yana çok rahat okunan, hiç kafa yormadan kendi kendine akıp giden kitapları özlemişim. Bir süre bunlarla devam etmek istiyorum. Gerçi yarın hemen gidip Emrah Serbes'in kitabını alacağımı düşünürsek, bu ifadem ne kadar doğru bilemedim. Gerçi bir de Sonsuza Dek'i alacağım ve de ondan başlamayı düşünüyorum. Emrah Serbes de bana Kalkan tatilimde eşlik edecek büyük bir ihtimalle:)) 

Çenem düştü yine. Gökkuşağını Yakalamak Bernadette'nin hikayesi. Kızı Emma'yı yalnızca 5 günlükken kaybetmiş, beş sene geçmesine rağmen daha acısını hiç hafifletememiş, kocasıyla boşanma arifesinde ve tüm bunların üstüne bir de babasını kaybediyor. Tam bir dibe vurma durumu. Bir yandan da o kadar şanslı bir insan ki her durumda yanında olan bir arkadaşı ve onun ailesi, köpeği ve de komşuları var. Gerçi komşularının farkına varması biraz zaman alıyor ama olsun. Tüm bunların üstüne bir de mutlu son var kitapta, daha ne olsun:))

Ben karakterin kendi ağzından yazılan romanları seviyorum, nedense daha gerçekçi geliyor bana, sanki kendi anılarını anlatıyorlarmış gibi. Bu kitap da öyleydi. Daha önceden de söylediğim gibi çok akıcıydı, gerçekten de 1,5 günde falan bitti sanırım. Çevirinin de bunda çok katkısı olduğuna eminim bir yandan da. 

Ben D&R'dan tesadüfen, tamamen indirimde olması sebebiyle almıştım. İyi ki de almışım. Sizin de karşınıza çıkarsa alın, zaten elimizdeyse bence çok da bekletmeyin. Halen umut olduğunu gösterin basit ama etkili bir hikayesi var. 

İyi okumalar

Sibel

19 Haziran 2014 Perşembe

13. ÖTEKİLER - Tuncay Özkan

Merhaba

Yeni bir kitap ve ben yine burdayım değerli okuyucu. Bu seferki kitaptan bahsederken zorlanacağım kesin. Nereden başlayacağımı da bilemiyorum aslında.

Şu anda Ergenekon'dan dolayı hapiste olan Hüseyin adlı bir itirafçının hikayesi anlatılan. Konusuna hiç girmeyeceğim. Ama neden yazmış ya bu kitabı acaba tuncay Özkan? Roman diyor kitapta ama bence değil. Anlatı desem yok o da değil. Türünü tanımlayamadım. Gelişine yazılmış o kadar. Bendeki 4. baskısı, ki ben alalı oldukça zaman oluyor. Üstüne yeni baskısı yapılmıştır sanırım. Benim gibi meraktan alanların çok olduğuna eminim. Çok başarılı bir kampanyayla çıkmıştı kitap. 

Kitapta beni rahatsız eden bir kaç şeyden de bahsedeyim. Gerçek hikaye olduğunu söylüyoruz ama hangi kadından bahsedilse çok güzel oluyor. Yok munhiç standart ya da hatta çirkince biri? Tamam tüm kadınlar çiçektir ama bu derece çiçek şaşırtıcı. Ayrıca hikaye oraya gittim buradan yürüdüm sonra şuradaydım diye anlatılıyor, ki doğal dağlarda geçen bir süre var. Bu tamamen benim cahilliğimdendir ama mekanların hiçbiri bana bir anlam ifade etmedi. Keşke bir de bir harita olsaymış bizim için. Yazım stili ise en rahatsız edici bölümüydü benim için. Diyorum ya gelişine yazılmış, çok özensiz. Belki de beklentim büyüktü benim. 

Burada hiç okumayın diyeceğim bir kitap olmamıştı. Ama artık var ne yazık ki. Ben hiç tavsiye etmiyorum almanızı. Aldınız ve elinizdeyse zaten, kesinlikle bekleyen diğer kitaplarınıza öncelik verin bence. 

İyi okumalar

Sibel

8 Haziran 2014 Pazar

12. AY HADİ İNŞALLAH - Pucca

Merhaba

Bir kitap daha bitti ve ben yine burdayım:)) Bu seferki kitabımız çok büyük bir keyifle okuduğum Dizüstü Edebiyat serisinden, yine bayıla bayıla okuduğum Pucca'nın son kitabı Ay Hadi İnşallah. 

Pucca yine çok eğlenceli bir kitap yazmış. Nam-ı değer Ceri ile aşk hikayeleri. Okurken evet çok gülüyorsunuz ama bazen de öyle tespitler yapıyor ki bir anda duvara çarpmış gibi oluyorsunuz. Aşkla ilgili tespitleri zaten çok doğru ama kendisini eleştirirken söyledikleri benim için düşünmelik oluyor tam anlamıyla. Bu da ne demek şimdi diyeceksiniz. Mesela neden hayatına giren tüm erkekleri hayatının odağı haline getirdiğini irdeliyor, hop bir bakıyorum ben de eski ilişkilerimi düşünüp irdelemeye başlamışım. Bu serinin amacı kesinlikle bu değil bence ama oluyor işte. 

Neyse çok eğlenceli, hop okuyup hop bitireceğiniz bir kitap. Bir sonraki kitap yazısı kim bilir ne zaman gelir inananın bilmiyorum. Çünkü elimde geçen aydan bekleyen sabitfikir, ot ve milliyet sanat dergileri duruyor, bunlara yeni sayı ot ve de tarih dergisini de ekleyin. İşte bunları ıncık cıncık okumadan yeni kitaba başlamayacağımdır:)) o yüzden bir daha ne zaman görüşebiliriz bakalım. 

Unutmadan bu arada yeni bir tiyatroya gittim Huysuz isimli. Mükemmeldi, çok güldüm eğlendim, tüm oyunculara tekrar tekrar saygı duydum. Oturduğum yerde izlerken yoruldum, onların ise ikibuçuk saat sonunda hala gözleri parlıyordu. Engin Alkan ne büyük bir oyuncuymuş. Bir de Umut isminde genç bir ıyuncu vardı ama soyadını hatırlamıyorum. Onun da sesi neydi öyle, kaset yapsa her türlü gideri var diyeyim size:)) neyse izleyin mutlaka ama mutlaka. 

Görüşmek üzere

Sibel 

1 Haziran 2014 Pazar

11. BİR ARADAYIZ, HEPSİ BU - Anna Gavalda

Merhaba

Gerçekten çok uzun bir aradan sonra sonunda kitabımı bitirdim ve karşınızdayım. Kitabımız Bir Aradayız, Hepsi Bu İsimli kitap. Aslına bakarsanız bu kitabı kitaplığıma eklemeden önce filmini izlemiştim. Audrey Tatu'nun başrolünü oynadığı ve diğer oyuncularını şu anda hatırlamadığım bir film. Hafızamda güzel bir filmdi diye hatırladığım bir film. D&R'da indirimde görünce kitabı, neden olmasın diye atmıştım sepete. Uzun zaman da okunmayı bekleyenler arasındaydı. En son okuma listemi hazırlamak için kitaplığın önünde dikilirken, hadi sıran geldi deyip almıştım onu da. Bu derece beni zorlayacağını bilseydim yapmazdım sanırım:)

Neyse gelelim kitaba. Dört ana karakter arasında dönüyor hikaye. Paulette, onun torunu Frank, onun aşık olduğu Camille ve de onun da abisi gibi gördüğü Philibert etrafında. Bu dört karakter bir şekilde aynı evde yaşamaya başlıyorlar ve tüm hikaye de bundan ibaret aslında. Her karakterin neden bu durumda olduğunu kitap boyunca öğreniyoruz, boşluklar okudukça doluyor ama sanki çok yavaş doluyor işte. O nedenle de biraz cazibesini hükaybediyor. Çok fazla yan karakter olmaması ise okumayı kolaylaştıran bir unsur bence. 

Tavsiye eder miyim? Çok emin değilim. Kitabın cümlesi bence: "İnsanların birlikte yaşamalarını engelleyen şey aptallıkları, farklılıkları değil" olmalı bence. Ama kitap tasarımında "aşk belki de çok yakınınızda..." diye yazılmış. Okuyan herkes kendince başka bir cümle bulacaktır tabi ki:)) 

Filmini tekrar izleyeceğimi tahmin ediyorsunuzdur sanırım:) 

Bir sonraki kitapta görüşmek üzere

Sibel 

3 Mayıs 2014 Cumartesi

10. HAYAL - Ayşe Kulin

Merhaba,

Bu aralar hızlı bir okuma ritmi tutturdum sanki. Hayırlısı olsun benim adıma:)) Bu seferki kitabımız Hayal. Ayşe Kulin sanırım bu ülkede hem çok seveni olan hem de o kadar çok sevmeyeni olan yazarlardan. Satış rekorları kırıyor tüm kitapları ama kendisinin de kitabında belirttiği gibi edebiyat dünyasında aynı oranda bir saygı görmüyor. Bazılarımızın çok satan kitapların edebi değerinin düşük olduğunu düşünün, okumaktan imtina etmesi gibi. 

Hayal, Kulin'in Hayat ve Hüzün kitapları gibi kendini anlattığı bir kitap. Yazar olduğu dönemden başlayıp, günümüze kadar uzanıyor. Bence çok etkili bir yazım dili var kendisinin ve tüm kitaplarını da (şiir kitabı hariç) okudum. O nedenle de çıktığında hiç kapağına, konusuna bile bakmadan eklemiştim kitabı listeme. Okunmayı bekleyenler arasında da ön sırada olmasına sanırım bu yazdıklarımdan sonra şaşırmazsınız. 

Bu kitap da yine onun tarzını yansıtan bir akıcılık, rahat anlaşılırlık ve de merak unsurlarını barındırıyor bence. Tüm kitaplarının yazılma sürecini okumak, benim gibi kendisini devamlı okuyan kitapseverleri mutlu edecektir. Annesinin ölümünü anlattığı bölüm biraz hüzünlü de olsa en çok etkilendiğim kısım oldu. Remzi  kitapevinden ayrılıp, Everest'e neden geçtiğini çok net anlatıyor ama tekrar neden Remzi'ye döndüğünü kendisinin de anlamadığını belirtip, bence geçiştiriyor. Ama ben okuduktan sonra cidden çok merak ettim neden bu kararı verdiğini. Belkş bir sonraki ya da daha sonraki kitabında anlatır kim bilir:))

Ayşe Kulin seviyorsanız zaten listenizdedir kitap. Sevenlerini yine üzmeyecek bir kitap bence. Daha önce hiç okumadıysanız kendisini, bence ilk başlayacağınız bu kitap olmamalı. Benim kişisel favorim Nefes Nefese ve Sevdalinka. Bu ikisinden birinden başlayın, nasıl olsa diğer kitapları takip edecektir..

Bir sonraki kitabım filminden çok etkilenip aldığım bir kitap. Bu arada ayın başı olması nedeniyle tabi ki okunmayı bekleyen Ot, Sabit Fikir ve Milliyet Sanat var. Onlardan fırdat bulup ne zaman başlarım, ne zaman biter bilmiyorum ama bakalım:))

İyi okumalar

Sibel

25 Nisan 2014 Cuma

9. KOCAN KADAR KONUŞ - Şebnem Burcuoğlu

Merhaba

Bir önceki yazımın üstünden yalnızca iki gün geçti. Şaşırdınız değil mi:)) Kitabımız kafa yormayan, su gibi akıp giden bir kitap ve üstüne de ben izinde olunca bitmesi bir buçuk gün sürdü. 

Kocan Kadar Konuş tam olarak chick- lit denilen türün bir örneği. Ama başarılı bir örneği. 30 una gelmiş Efsun halen evlenmemiştir ve ailesinden yoğun baskı görmektedir.  Her biri hayal kırıklığı içinde biten ilişkilerinden sonra lise aşkı Sinan karşısına tekrar çıkar. Halen Sinan'a aşık olan Efsun ailesinden gördüğü evlenme baskısıyla olduğundan farklı biri olur. Tabi Sinan da gider. Artık sonunu da söylemeyeyim değil mi:)) 

Çok eğlenceli, zaman zaman kahkahalar attıran bir kitap. Bu arada lütfen 36 yaşında olduğumu ve halen bekar olduğumu unutmayalım. Yani Efsun'un yaşadıklarını en azından 6 senedir bilfiiil yaşıyorum:)) Yazılanların hepsi çok tanıdık yani bana. Eğlenmel istiyorsanız bence mutlaka okuyun. Bu arada bu kitabın bir devamının olacağını düşünüyorum nedense:))

Umarım bir sonraki kitabı da bu kadar olmasa da kısa zamanda yazıyor olurum. Planım Ayşe Kulin'in son kitabına başlamak. Bakalım:))

İyi okumalar

Sibel

23 Nisan 2014 Çarşamba

8. USTAM VE BEN - Elif Şafak

Merhaba

Yine uzun bir aradan sonra yeni bir kitapla buradayım. Daha önceki yazımda da bahsettiğim gibi yine bir iş seyahatim vardı, bir haftalık. Uçuşlarım da hep gece olduğu için en fazla 100 sayfa kitap okudum bir hafta boyunca. Dönünce de çok hızlı bir okuma sürecim olamadı. 
Bugün 23 Nisan dolayısıyla evde olunca, bu kitap bugün bitecek dedim. Nitekim bitti de :))

Kitabımız Elif Şafak'ın son kitabı Ustam ve Ben. Ben Elif Şafak'ı seviyor muyum sevmiyor muyum emin değilim. Her kitap çıkardığında bir süre okumayı reddediyorum ama bir süre geçtikten, o ilk dalga bittikten sonra da kendimi kitabı okurken buluyorum. Bu kitapta da öyle oldu. Kitabı almadım hatta. Annemler aldı, ikisi de okudu, sonra abim okudu ve en son da ben okuyorum. 

Kitap Mimar Sinan ve çıraklarından biri olan Cihan ve onun fili Çota etrafında dönüyor. Çok akıcı bir anlatımı var yine yazarın. Elinizden bırakmak istemiyorsunuz, çok kolay hikayenin içine giriyorsunuz. Bir kitapta aradığımız herşey de var aslında içinde, aşk, macera, tarih, merak, sırlar hepsi. 

Tarihsel bir anlatımı var tabi ki kitabın. Ama yazarının da kitabın sonunda bahsettiği gibi kitabın akışını ayarlayabilmek için ufak oynamalar var, özellikle de tarihlerde. Örneğin Mihrimah Sultan daha geç evleniyor, ya da Rüstem Paşa daha geç ölüyor gibi. Ama bunun dışında tarihsel kurgu yine de gerçeği ( en azından öğrendiğimiz gerçeği diyelim ) yansıtıyor. 

Kitaba ilk başkadığımda bir fille ve filbazla nasıl bir hikaye kurgulanabilir ki diye düşünmüştüm, yanılmışım. Yazarın maharetiyle herşeyden bir hikaye kurgulanabileceğini bir kez daha gördüm. Gözlemlediğim kadarı ile Elif Şafak çok satan ama aynı oranda sevilen bir yazar değil. Düşünceleri, söylemleri herkese uymayabilir ama bence yazma işini çok iyi bildiğini yadsıyamayız. Bildiğiniz gibi kitaplarını önce İngilizce yazıyor, sonra Türkçeye çevriliyor. Bu nedenle de çalıştığı çevirmenin de kitaplarında çok çok büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Çevirmen Omca A. Korugan. Tüm kitaplarında çevirmen aynı mı bilmiyorum, kontrol etmedim ama bu kitap için Omca Korugan'ı da tebrik etmeden geçmek istemedim.

Sonuç olarak okunmalı mı? Bence evet. Gayet keyifli, doyurucu bir kitap..

Bir sonraki kitapta görüşmek üzere. 

İyi okumalar

Sibel








6 Nisan 2014 Pazar

7. BEYOĞLU'NUN EN GÜZEL ABİSİ - Ahmet Ümit

Merhaba

Bir kitap daha bitti ve yine burdayım. Bu sefer kitabımız bir polisiye. Kitap bloglarını okuyorsanız hiç kitabını okumamış olsanız bile mutlaka Ahmet Ümit'in adını duymuşsunuzdur. Beyoğlu'nun En Güzel Abisi de yazarın son kitabı. Benim ilk okuduğum Ahmet Ümit kitabı İstanbul Hatırası'dır. O kadar çok beğenmiştim ki sonrasında da geriye dönüp tüm kitaplarını okudum. Sultanı Öldürmek kitabı çıkınca da hiç düşünmeden onu da aldım. Ama nedendir bilmem bir türlü onu okumaya elim gitmedi. Hala okunmak için bekleyen doksan küsür kitabımın arasında varlığını sürdürüyor. Sonra ise bu kitabı çıktı, yine hemen aldım ama yine okumam biraz zaman aldı. Zaman almasının nedeninin kitapla ya da yazarla hiçbir ilgisi yok aslında. Öteledim sürekli. Gidip geldim, kapağına bakıp gülümsedim, sonra da 'sen bekle daha' deyip başka kitaplara başladım. 

Neyse sonunda sırası geldi ve iyi ki de gelmiş. Yine çok çok keyifli bir polisiye okuma keyfi yaşattı bana. Cinayet(ler)in tüm kurgusu, karakterlerin incelikle işlenmesi, katilin bulunuşu çok güzel bir akıcılıkta ilerledi yine. Okumaya başlamadan önce incelediğim bir kaç blogda çok fazla argo anlatım olduğundan şikayet edilmişti. Beni hiç rahatsız etmedi kullanılan dil' aksine samimi geldi. 

Benim için ilginç kısmı Gezi Parkı olaylarını olay kurgusu içine almasıydı. Orada yaşayan evsizlerin gözünden de, polislerin gözünden de, olaylara katılan gençlerin gözünden de bir kaç anlatım vardı. En etkileyici kısmı ise kesinlikle gezi parkındaki ağaçların olaylarda ölen beş kişinin isimlerini fısıldamasının anlatıldığı bölümdü. Tamam bunun dışında detay bilgi vermeyeceğim:))

İtiraf ediyorum ben katili bulamamıştım. Daha doğrusu acaba mı diye ilk karakterle tanıştığımda olabilir mi demiştim ama yine son dakika golü öğrendik gerçek katili. Mutlaka okuyun bence. Özellikle tatil döneminin yaklaştığını da düşünürsek tatilinize çok güzel bir eşlikçi olabilir bence.

Bir sonraki kitabın da Elif Şafak'ın Ustam ve Ben'i olacak. Gerçi bu gece itibarı ile yine iş seyahatine çıkıyorum, o nedenle bu hafta ne kadar okuyabilirim bilmiyorum ama göreceğiz. 

En kısa zamanda görüşmek üzere

Sibel




25 Mart 2014 Salı

6. SEVGİLİMDEN SON MEKTUP - Jojo Moyes

Merhabalar

Yine uzun bir zaman oldu ama yeni bir kitapla karşınızdayım sonunda :) Senden Önce Ben yazarın ilk okuduğumuz kitabıydı hatırlayacağınız gibi. Jojo Meyes bu kitabında da bizi hiç şaşırtmaya çalışmamış, yine kolay okunan, akıp giden güzel bir aşk hikayesi yazmış bize. 

Kitabımızın iki kahramanı var aslında. Günümüzdeki hikayeyi anlatan Ellie ve 1960 lardaki aşk hikayesinin kahramanı Jennifer. Ellie evli bir adamla ilişki yaşamaktadır, doğal olarak da mutsuz bir ilişkinin getirdiği tüm olumsuzlukları hayatında barındırır. Gazeteci olan kızımız bir gün arşivde bir araştırma yaparken bir aşk mektubu ile karşılaşır. Kendi hayatı ve yaşadıkları ile de bağlantı kurarak bu mektuptan çok etkilenir ve kendini bu aşkı araştırmaya adar. Tahmin edebileceğiniz gibi bu da Jennifer'ın aşk hikayesidir. Daha fazla konudan bahsetmeyip kendi yorumlarıma geçeyim. 

Yazımın ilk başında da söylediğim gibi çok akıcı bir kitaptı. O zaman senin neden bu kadar uzun sürdü bitirmen derseniz, yine bir iş seyahatine çıktığımı ve ne yazık ki hep de gece uçuşları olduğu için uçakta bile okuyamadığımı söyleyebilirim. Tarihler arası geçişler, yormayan bir anlatım ve mutlu son, bir de üstüne iyi bir çeviri. Daha ne olsun ki:)) Her kitabın size birşey öğretmesi gerektiğini düşünenlerdenseniz bu kitap size çok yavan gelecektir. Eğer hoş zaman geçirmek, yaşadığımız dünyanın dışına çıkmak bir yandan da kafanızı yormak istemiyorsanız, çok doğru bir seçim olacaktır bu kitap. İyi okumalar:))

Bir sonraki kitabımız Ahmet Ümit ve Beyoğlu'nun En Güzel Abisi olacak. Görüşmek üzere...

Sibel 


9 Mart 2014 Pazar

5. SİZE PANDİSPANYA YAPTIM - Mario Levi

Merhaba

Kitabım bitti ve yine burdayım. Kitap Eylemcisi gibi okuma hızı olanları gerçekten çok takdir ediyorum. Umuyorum ki bir zaman gelecek ve ben de hızlanacağım:) Gerçi bu sefer bir hafta gibi bir zamanda bitirdim kitabı ama yine 335 sayfa olduğunu düşünürsek yeterince de hızlı değil. Neyse gelelim kitabımıza. 

Ben ilk defa Mario Levi okudum. Bu kitap yazarla tanışmak için doğru bir kitap oldu mu çok emin değilim. Kitabı sevdim mi sevmedim mi ona da karar verebilmiş değilim aslına. Yazar iç içe anlatımlarla Yahudi bir ailenin bireyleri üzerinden hikayesini anlatıyor. Anlatımların odağında da hikayesini yemek tarifleri ile anlatmayı amaçlayan bir yazar var. Ki kitap çıktığına göre yazar amacına ulaşmış:)) 

İki kız kardeş Rahel ve Lea ve onun çocukları, torunları, eşleri etrafında dönen bir hikaye. Kitap arasında da belki de biraz Murakami tavrına benzetebileceğimiz şekilde yemek tarifleri var: pandispanya, borekas, ıspanaklı kurufasulye ve birçokları gibi. Bu anlatımlar arasında da Yahudi gelenekleri, yaşayışı ve hatta biraz da inanışları da anlatılıyor. Hop okudum bitti denebilecek bir kitap değil, yavaş ve sindirerek okununca anlatımın tadına varmak daha kolay bence. Kitapta en beğendiğim yer son elli sayfadaki anlatımlardı aslına bakarsanız. Onları okuyunca taşlar yerinde oturdu ve de hikaye daha anlam kazandı. Ama bu son sayfalara gelene kadar da sıkıldığım ve de hatta acaba buraları atlasam mı ki dediğim yerler de olmadı değil. 

Sevdim mi sorusuna gelince, evet diyebilirim ama diğer kitaplarını da hemen okumalıyım dedirtecek kadar da sevmedim. Yeterince açık bir ifade oldu sanırım:)) 

Bir sonraki kitapta görüşmek üzere. Bu hafta yine bir yurtdışı iş seyahatine çıkıyorum. Bakalım neyi ne kadar okuyabileceğim, bloga geri dönüş tarihimden anlayacağız:))

İyi okumalar

Sibel

25 Şubat 2014 Salı

4. DAHA - Hakan Günday

Merhaba
Senenin dördüncü kitabıyla yine burdayım. Bu sene Vikitap'ta koyduğum hedefi acep nasıl tutturacağım? 52 kitap hedefim var, her haftaya bir kitap diye düşünerek koymuştum. Nerdeyse şubat sonu, yani 8 hafta bitmek üzere ve ben ancak dördüncü kitaptayım. Bu hızla gidersem de ancak 24-26 kitap arası bir sayıyla bitirmiş olacağım seneyi ki bu 2013 toplam sayısından da az:)) Neyse, bakalım nasıl sonuçlanacak.  

Gelelim kitabımıza yani Daha'ya. Öncelikle biraz yazar hakkındaki düşüncelerimi paylaşayım. Hakan Günday bence çok zeki bir adam, okuduğum her kitabı sonrası bunu tekrar tekrar düşündürüyor bana. Ki aslında en iyi kitabı olduğu söylenen Kinyas ve Kayra'yı almış ve fakat halen okumamış olmama rağmen bunu düşünüyorum. Demek ki o kitabı okuyunca uzun zaman etkisinden çıkamayacağım diye düşünüp, sürekli öteliyorum okumayı. Zeki olmasının bir getirisi olarak da inanılmaz bir hayal gücüne de sahip benca yazar. Konu ve de kahraman seçimleri her seferinde şaşırtıyor beni. 

Bu kitapta da yine beklenmedik (ya da rastlanmadık demeliyim) bir karakter olan Gaza ile karşılaşıyoruz. Gaza insan kaçakçılığı yapan bir babaya yardım ederek büyüyen, doğumundan itibaren pek de sağlıklı bir ortam yaşayamamış bir karakter. Gaza'nın hayatına onlu yaşlardan itibaren tanıklık ediyoruz. Okul yaşantısını, kaçakçılıkları, sonrasındaki yetiştirme yurdu hayatını ve yetişkin olduktan sonraki süreci onunla birlikte yaşıyoruz. 
Genel olarak sizi alıp götüren bir hikayesi ya da dili yok kitabın. Hatta zaman zaman okumanızı zorlaştıran cümleler ya da alt hikayaler var kitapta. Ama yine de elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Kitabın sonu hakkında bir yorum yapmak istemiyorum ama beni şaşırttığını söyleyebilirim. 

İlk okuyacağınız Hakan Günday kitabı Daha olacaksa, bence başlamayın. Onu daha iyi tanımanın ya da yazımına alışmanın yolu Daha'dan geçmiyor benim fikrime göre. Zargana ya da Az daha doğru seçimler olur bence. Hatta Kinyas ve Kayra'yı okuyanlar onun üstüne h. Günday kitabı tanımadıklarını söylüyorlar, belki de onunla başlamalısınız. Eğer ilk H. Günday kitabınız değilse ise zaten çok da beğenmediğinizi söyleyeceksinizdir tahminen. Ben bunu söylemeyeceğim yani beğendim yine. Sanırım H. Günday ne yazsa okurum diyeceğim bir kıvamdayım ben ama yine de bir sıralama yaparsam sonlarda yer alacağı da aşikar.  Yine de H. Günday okuyun, okutun mutlaka ama mutlaka:))

Sonraki kitabımız yine okuma listesine göre Mario Levi - Size Pandispanya Yaptım.

Görüşmek üzere

Sibel

9 Şubat 2014 Pazar

3. VENÜS - Şebnem İşigüzel

Merhaba

Uzuuuun bir aradan sonra neyse ki sonunda buradayım. Birazdan kendimce yorumlarımı yazacağım kitap o kadar süründü ki elimde. Yalnızca 240 sayfa bir kitap olmasına rağmen nerdeyse iki haftadan fazladır elimde. 

Şebnem İşigüzel'i ilk defa okuyuşum. Hiç aklımda yoktu aslında almak da. Ama sonra Bibliyomanyaklar'da yapılan yorumları görünce merak ettim ve aldım, hatta alır almaz da okuma listemin ilk sıralarına yerleştirdim. Keşke yapmasaymışım diyorum şimdi ise. Sevemedim ben bu kitabı. 

Üç kadının hikayeleri arasında dönüp giden bir roman Venüs. Zaman zaman gerçek üstü öğeler de taşıyan, bazen gülümseten bazen de hüzünleten hikayeler. Ben hikayaler arasında kayboldum ve bir türlü devamlılığı sağlayamadım kafamda. Nergiz'in Dilfirib hikayeleri ve Şekina'nın Londra günlerinin anlatımı en sevdiğim bölümler oldu. Bir yandan da bir sürü yeri işaretledim: 
"Devamlı incitilmek insanı mahveder. Bir yaprak rüzgarın önünde durabilir mi? İncilitirseniz, ruhunuz, benliğiniz de öyle savrulur, derbeder olur. Sonunda benim gibi hissiz, cansız, ruhsuz kalırsınız. O hayattan kurtulacak gücü kendinizde bulamaz, bir cinnete yuvarlanırsınız. "

Kızlar Manifestosu ise kitabın en can alıcı ve belki de herşeyi özetleyen bölümüydü sanırım. Kitapta en çok neyi sevdin derseniz ise, sanırım şaşırtıcı olacak ama kapağını derim. Tasarım Suat Aysu'nun ve bence muhteşem. 

Gönül rahatlığıyla okuyun diyebileceğim bir kitap olmadı. Ama belki de benim için doğru bir zaman değildi okumak için, kim bilir. 

Bir sonraki kitabımız Hakan Günday'dan Daha. Umarım kısa zamanda görüşürüz. 

Sibel 

18 Ocak 2014 Cumartesi

2. VE DAĞLAR YANKILANDI - Khaled Hosseini

Merhaba

Bir önceki yazıda umarım bir hafta sonra görüşürüz demiştim. Ama ne yazık ki ancak iki hafta sonra buradayım. Böyle giderse bakalım şu 52 kitap hedefini nasıl tutturacağım:)) 

Neyse, şimdi kitabımıza gelelim. Daha önce Bin Muhteşem Güneş kitabını okumuş, Uçurtma Avcısı filmini izlemiş (aslında kitabı da elimde var ama İngilizcesini almışım, elim de bir türlü İngilizce kitaplarıma gitmiyor son bir senedir falan) biri olarak, yazara aşinaydım. O nedenle de yeni kitap çıkınca hemen kitaplığıma ekledim. Aslında oldukça kısa zamanda da okudum, elimde nerdeyse iki senedir bekleyen kitapları düşününce bir ay bekletme hiç bir şey değil:))

Kitap çocuk yaşta birbirinden ayrılan Abdullah ve Peri isimli iki kardeşin hikayeleri etrafında şekilleniyor. Ama doğrudan ikisinin hayatlarını anlatmak yerine, yazar her bölümde bir başka isim üzerinden hikayelerini anlatıyor. Farklı isimler, farklı hayatlar ana karakterlerle parallellik kurmayı zaman zaman etkilese de farklı bir anlatım da olduğu için keyifli geldi aslında bana. Her bölüm başka bir öykü gibiydi. Son bölümde de ana karakterlere dönüş yapıp hikayenin bütünlüğünü tamamladı bence. 

Öyle çok çok işaretlediğim, vay be ne cümleler kurmuş dediğim bir kitap olmadı. Hatta şimdi tekrar gözden geçirince yalnız iki yeri not almışım. Biri erkeklerin genel davranış biçimlerini anlattığı uzunca bir paragraf diğeri de: "Bazı insanlar, özellikle de kadınlar için evlilik (böyle mutsuz bir evlilik bile), daha büyük mutsuzluktan kaçış yolu" cümlesi. 

Eee sonuç olarak tavsiye eder misin derseniz, evet, zaman zaman ufak da olsa gülümseten ama çoğunlukla hüzünlü bir kitap olsa da yine de benim için oldukça keyifli bir okuma oldu. Bir sonraki kitabımız bildiğiniz gibi Venüs fakat öncelikle elimde bir kaç dergi var okumak istediğim. Mesela Ot, Sabit Fikir ve de Radikal ve Vatan'ın kitap ekleri gibi. Hafta sonunu hatta ilave bir kaç günü daha onlarla geçiririm sanırım. Yani ancak hafta sonuna doğru yeni kitaba başlarım. Görünen o ki ocak ayı üç kitapla bitecek:))

Görüşmek üzere

Sibel

5 Ocak 2014 Pazar

1. KÖKEN - Jennifer L. Armentrout

Merhabalar

2014'ün ilk kitabı ile burdayım. Aslında 2013'te başladığım ama biraz önce bitirdiğim bir kitap oldu Köken. Lux serisini takip edenler eminim benden çok önce okumuş bitirmiştir bile  aslında kitabı. Ben biraz beklettim nedense kendini okumak için.  

Opal Kathy'nin Daidalos tarafından yakalanması ile bitmişti. Köken de bu noktadan itibaren devam etti tabi ki. Daemon'ın Kathy'e ulaşma çabaları, Kathy'nin Daidalos'un ne olduğunu anlaması, sonunda Kathy ve Daemon'un tekrar birbirlerine kavuşmaları, Köken'in ne demek olduğu, Daidalos'tan kaçmaları ile devam eden kitap, büyük bir çatışma sahnesi ve en sonunda da cidden büyük bir süpriz haberle bitti. Beşinci kitabı sabırsızlıkla beklemek için süper bir yerde kesti tabi yazar:))  

Bu seri bana çokça Alacakaranlık serisini anımsatıyor aslına bakarsanız.  Bahsettiğm çatışma sahnesi mesela yeni doğanlarla bizim vampirlerin yaptığı savaşı, Kathy ve Daemon aşkı da Bella ile Edward arasındaki aşkı çağrıştırıyor bana. Vampir yerine Luxen'ler var, belirgin tek fark bu aslında bence. Eee neden okuyorsun o zaman diyebilirsiniz:)) seviyorum böyle hikayeleri, ne diyebilirim ki:) Son kitap da çıksın, aynı heyecanla onu da okuyacağım eminim ki. Yine de böyle benzetmeler yapmaktan da ufak ufak söylenmekten de vazgeçmeyeceğim hem de. Baştan uyarayım ben:))

Bundan sonraki kitaba gelirsek o da Khalid Hosseini'nin Ve Dağlar Yankılandı kitabı. Aslına bakarsanız elimde okunmayı bekleyen 100 küsur kitap var ve gözüm de halen bilimum yeni çıkan kitaplarda. En son kendime artık bunlar 50 lere gelene kadar kitap almak yok diye söz vermiştim. Sonra annem bir kitap istedi benden. Madem sipariş veriyorum bari kargo ödemeyeyim diyerek hop 2 kitap daha atmışım sepete:)) Kendi kendime iflah olmayacağımı kabul ettim yani. Bari dedim Kitap okuma listeleri yapayım da daldan dala atlamadan elimdeki kitapları eriteyim. Ve 2014 için ilk listemi oluşturdum. İlki dediğim gibi Ve Dağlar Yankılandı, sonrasında Şebnem İşigüzel - Venüs, Hakan Günday - Daha, Mario Levi - Size Pandispanya Yaptım, Jojo Meyes - Son Mektup ve son olarak da Ahmet Ümit - Beyoğlu'nun En Güzel Abisi. Bu kitaplar bitince de ikinci ve sonrasında üçüncü dördüncü setlerimi oluşturacağım inşallah. 

2013'ü 47 kitapla kapatmışım. Fena değil ama takip ettiğim bir çok blogger 100+kitapla bitirmişler seneyi. Nasıl yapabiliyorlar inanın bilmiyorum ama çok tebrik ediyorum onları. Ben bu sene 47 yi geçip 52 yapabilirsem kendimce bir başarı olacak bu. Haftada bir kitap yani. Bakalım yapabilecek miyim, göreceğiz artık. 

Kendinize iyi bakın. Umarım bir haftaya görüşürüz:)))

Sibel