29 Haziran 2014 Pazar

15. SONSUZA DEK - Kiera Cass

Merhaba

Yine bir kitap bitti ve ben de burdayım:)) Bir üçleme daha bitti bu kitapla birlikte. Beni Seç, Elit ve son olarak da Sonsuza Dek. Tüm kitaplar boyunca America'nın Maxon'ı mı Aspen'i mi sevdiğini bilemeden, peki Maxon kimi seçecek diyerek bekledik durduk. Sonsuza Dek ile birlikte de tüm sorular cevaplarını buldu:))

İlk kitaptan itibaren çok severek okudum ben bu seriyi. Tüm kurgunun çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Kraliyetin anlatımını da kast sistemini de hafif hafif ama derinden anlatıyor kitaplar. Bununla birlikte de tabi ki güzel bir aşk hikayesi okuyoruz. Çeviri yine çok başarılı, böylece hiç hikayeden kopmadan aynı heyacanla akan sayfalarda bitiriyorsunuz kitabı. 

Beni Seç ve Elit'i okuduysanız zaten Sonsuza Dek listenize girmiştir bile. Eğer henüz hiç birini okumadıysanız sırayla hepsini okuyun. Araya başka bir kitap sokmak istemeyeceğinizi de belirtmeden geçemeyeceğim. Bu arada kitap kapakları da çok başarılı. Bunu da söylemiş olayım:))

Bir sonraki kitabımız Emrah Serbes. Kısa zaman içerisinde görüşeceğimizden eminim bu sefer:))

İyi okumalar

Sibel

21 Haziran 2014 Cumartesi

14. GÖKKUŞAĞINI YAKALAMAK - Kathleen Long

Merhaba

Bu sefer gerçekten çok kısa bir ara sonrasında burdayım. Demek ki asıl sorun okuma hızımda değil de seçtiğim kitaplardaymış:)) Şaka bir yana çok rahat okunan, hiç kafa yormadan kendi kendine akıp giden kitapları özlemişim. Bir süre bunlarla devam etmek istiyorum. Gerçi yarın hemen gidip Emrah Serbes'in kitabını alacağımı düşünürsek, bu ifadem ne kadar doğru bilemedim. Gerçi bir de Sonsuza Dek'i alacağım ve de ondan başlamayı düşünüyorum. Emrah Serbes de bana Kalkan tatilimde eşlik edecek büyük bir ihtimalle:)) 

Çenem düştü yine. Gökkuşağını Yakalamak Bernadette'nin hikayesi. Kızı Emma'yı yalnızca 5 günlükken kaybetmiş, beş sene geçmesine rağmen daha acısını hiç hafifletememiş, kocasıyla boşanma arifesinde ve tüm bunların üstüne bir de babasını kaybediyor. Tam bir dibe vurma durumu. Bir yandan da o kadar şanslı bir insan ki her durumda yanında olan bir arkadaşı ve onun ailesi, köpeği ve de komşuları var. Gerçi komşularının farkına varması biraz zaman alıyor ama olsun. Tüm bunların üstüne bir de mutlu son var kitapta, daha ne olsun:))

Ben karakterin kendi ağzından yazılan romanları seviyorum, nedense daha gerçekçi geliyor bana, sanki kendi anılarını anlatıyorlarmış gibi. Bu kitap da öyleydi. Daha önceden de söylediğim gibi çok akıcıydı, gerçekten de 1,5 günde falan bitti sanırım. Çevirinin de bunda çok katkısı olduğuna eminim bir yandan da. 

Ben D&R'dan tesadüfen, tamamen indirimde olması sebebiyle almıştım. İyi ki de almışım. Sizin de karşınıza çıkarsa alın, zaten elimizdeyse bence çok da bekletmeyin. Halen umut olduğunu gösterin basit ama etkili bir hikayesi var. 

İyi okumalar

Sibel

19 Haziran 2014 Perşembe

13. ÖTEKİLER - Tuncay Özkan

Merhaba

Yeni bir kitap ve ben yine burdayım değerli okuyucu. Bu seferki kitaptan bahsederken zorlanacağım kesin. Nereden başlayacağımı da bilemiyorum aslında.

Şu anda Ergenekon'dan dolayı hapiste olan Hüseyin adlı bir itirafçının hikayesi anlatılan. Konusuna hiç girmeyeceğim. Ama neden yazmış ya bu kitabı acaba tuncay Özkan? Roman diyor kitapta ama bence değil. Anlatı desem yok o da değil. Türünü tanımlayamadım. Gelişine yazılmış o kadar. Bendeki 4. baskısı, ki ben alalı oldukça zaman oluyor. Üstüne yeni baskısı yapılmıştır sanırım. Benim gibi meraktan alanların çok olduğuna eminim. Çok başarılı bir kampanyayla çıkmıştı kitap. 

Kitapta beni rahatsız eden bir kaç şeyden de bahsedeyim. Gerçek hikaye olduğunu söylüyoruz ama hangi kadından bahsedilse çok güzel oluyor. Yok munhiç standart ya da hatta çirkince biri? Tamam tüm kadınlar çiçektir ama bu derece çiçek şaşırtıcı. Ayrıca hikaye oraya gittim buradan yürüdüm sonra şuradaydım diye anlatılıyor, ki doğal dağlarda geçen bir süre var. Bu tamamen benim cahilliğimdendir ama mekanların hiçbiri bana bir anlam ifade etmedi. Keşke bir de bir harita olsaymış bizim için. Yazım stili ise en rahatsız edici bölümüydü benim için. Diyorum ya gelişine yazılmış, çok özensiz. Belki de beklentim büyüktü benim. 

Burada hiç okumayın diyeceğim bir kitap olmamıştı. Ama artık var ne yazık ki. Ben hiç tavsiye etmiyorum almanızı. Aldınız ve elinizdeyse zaten, kesinlikle bekleyen diğer kitaplarınıza öncelik verin bence. 

İyi okumalar

Sibel

8 Haziran 2014 Pazar

12. AY HADİ İNŞALLAH - Pucca

Merhaba

Bir kitap daha bitti ve ben yine burdayım:)) Bu seferki kitabımız çok büyük bir keyifle okuduğum Dizüstü Edebiyat serisinden, yine bayıla bayıla okuduğum Pucca'nın son kitabı Ay Hadi İnşallah. 

Pucca yine çok eğlenceli bir kitap yazmış. Nam-ı değer Ceri ile aşk hikayeleri. Okurken evet çok gülüyorsunuz ama bazen de öyle tespitler yapıyor ki bir anda duvara çarpmış gibi oluyorsunuz. Aşkla ilgili tespitleri zaten çok doğru ama kendisini eleştirirken söyledikleri benim için düşünmelik oluyor tam anlamıyla. Bu da ne demek şimdi diyeceksiniz. Mesela neden hayatına giren tüm erkekleri hayatının odağı haline getirdiğini irdeliyor, hop bir bakıyorum ben de eski ilişkilerimi düşünüp irdelemeye başlamışım. Bu serinin amacı kesinlikle bu değil bence ama oluyor işte. 

Neyse çok eğlenceli, hop okuyup hop bitireceğiniz bir kitap. Bir sonraki kitap yazısı kim bilir ne zaman gelir inananın bilmiyorum. Çünkü elimde geçen aydan bekleyen sabitfikir, ot ve milliyet sanat dergileri duruyor, bunlara yeni sayı ot ve de tarih dergisini de ekleyin. İşte bunları ıncık cıncık okumadan yeni kitaba başlamayacağımdır:)) o yüzden bir daha ne zaman görüşebiliriz bakalım. 

Unutmadan bu arada yeni bir tiyatroya gittim Huysuz isimli. Mükemmeldi, çok güldüm eğlendim, tüm oyunculara tekrar tekrar saygı duydum. Oturduğum yerde izlerken yoruldum, onların ise ikibuçuk saat sonunda hala gözleri parlıyordu. Engin Alkan ne büyük bir oyuncuymuş. Bir de Umut isminde genç bir ıyuncu vardı ama soyadını hatırlamıyorum. Onun da sesi neydi öyle, kaset yapsa her türlü gideri var diyeyim size:)) neyse izleyin mutlaka ama mutlaka. 

Görüşmek üzere

Sibel 

1 Haziran 2014 Pazar

11. BİR ARADAYIZ, HEPSİ BU - Anna Gavalda

Merhaba

Gerçekten çok uzun bir aradan sonra sonunda kitabımı bitirdim ve karşınızdayım. Kitabımız Bir Aradayız, Hepsi Bu İsimli kitap. Aslına bakarsanız bu kitabı kitaplığıma eklemeden önce filmini izlemiştim. Audrey Tatu'nun başrolünü oynadığı ve diğer oyuncularını şu anda hatırlamadığım bir film. Hafızamda güzel bir filmdi diye hatırladığım bir film. D&R'da indirimde görünce kitabı, neden olmasın diye atmıştım sepete. Uzun zaman da okunmayı bekleyenler arasındaydı. En son okuma listemi hazırlamak için kitaplığın önünde dikilirken, hadi sıran geldi deyip almıştım onu da. Bu derece beni zorlayacağını bilseydim yapmazdım sanırım:)

Neyse gelelim kitaba. Dört ana karakter arasında dönüyor hikaye. Paulette, onun torunu Frank, onun aşık olduğu Camille ve de onun da abisi gibi gördüğü Philibert etrafında. Bu dört karakter bir şekilde aynı evde yaşamaya başlıyorlar ve tüm hikaye de bundan ibaret aslında. Her karakterin neden bu durumda olduğunu kitap boyunca öğreniyoruz, boşluklar okudukça doluyor ama sanki çok yavaş doluyor işte. O nedenle de biraz cazibesini hükaybediyor. Çok fazla yan karakter olmaması ise okumayı kolaylaştıran bir unsur bence. 

Tavsiye eder miyim? Çok emin değilim. Kitabın cümlesi bence: "İnsanların birlikte yaşamalarını engelleyen şey aptallıkları, farklılıkları değil" olmalı bence. Ama kitap tasarımında "aşk belki de çok yakınınızda..." diye yazılmış. Okuyan herkes kendince başka bir cümle bulacaktır tabi ki:)) 

Filmini tekrar izleyeceğimi tahmin ediyorsunuzdur sanırım:) 

Bir sonraki kitapta görüşmek üzere

Sibel