Merhabalar
Yine uzun bir zaman oldu ama yeni bir kitapla karşınızdayım sonunda :) Senden Önce Ben yazarın ilk okuduğumuz kitabıydı hatırlayacağınız gibi. Jojo Meyes bu kitabında da bizi hiç şaşırtmaya çalışmamış, yine kolay okunan, akıp giden güzel bir aşk hikayesi yazmış bize.
Kitabımızın iki kahramanı var aslında. Günümüzdeki hikayeyi anlatan Ellie ve 1960 lardaki aşk hikayesinin kahramanı Jennifer. Ellie evli bir adamla ilişki yaşamaktadır, doğal olarak da mutsuz bir ilişkinin getirdiği tüm olumsuzlukları hayatında barındırır. Gazeteci olan kızımız bir gün arşivde bir araştırma yaparken bir aşk mektubu ile karşılaşır. Kendi hayatı ve yaşadıkları ile de bağlantı kurarak bu mektuptan çok etkilenir ve kendini bu aşkı araştırmaya adar. Tahmin edebileceğiniz gibi bu da Jennifer'ın aşk hikayesidir. Daha fazla konudan bahsetmeyip kendi yorumlarıma geçeyim.
Yazımın ilk başında da söylediğim gibi çok akıcı bir kitaptı. O zaman senin neden bu kadar uzun sürdü bitirmen derseniz, yine bir iş seyahatine çıktığımı ve ne yazık ki hep de gece uçuşları olduğu için uçakta bile okuyamadığımı söyleyebilirim. Tarihler arası geçişler, yormayan bir anlatım ve mutlu son, bir de üstüne iyi bir çeviri. Daha ne olsun ki:)) Her kitabın size birşey öğretmesi gerektiğini düşünenlerdenseniz bu kitap size çok yavan gelecektir. Eğer hoş zaman geçirmek, yaşadığımız dünyanın dışına çıkmak bir yandan da kafanızı yormak istemiyorsanız, çok doğru bir seçim olacaktır bu kitap. İyi okumalar:))
Bir sonraki kitabımız Ahmet Ümit ve Beyoğlu'nun En Güzel Abisi olacak. Görüşmek üzere...
Sibel
25 Mart 2014 Salı
9 Mart 2014 Pazar
5. SİZE PANDİSPANYA YAPTIM - Mario Levi
Merhaba
Kitabım bitti ve yine burdayım. Kitap Eylemcisi gibi okuma hızı olanları gerçekten çok takdir ediyorum. Umuyorum ki bir zaman gelecek ve ben de hızlanacağım:) Gerçi bu sefer bir hafta gibi bir zamanda bitirdim kitabı ama yine 335 sayfa olduğunu düşünürsek yeterince de hızlı değil. Neyse gelelim kitabımıza.
Ben ilk defa Mario Levi okudum. Bu kitap yazarla tanışmak için doğru bir kitap oldu mu çok emin değilim. Kitabı sevdim mi sevmedim mi ona da karar verebilmiş değilim aslına. Yazar iç içe anlatımlarla Yahudi bir ailenin bireyleri üzerinden hikayesini anlatıyor. Anlatımların odağında da hikayesini yemek tarifleri ile anlatmayı amaçlayan bir yazar var. Ki kitap çıktığına göre yazar amacına ulaşmış:))
İki kız kardeş Rahel ve Lea ve onun çocukları, torunları, eşleri etrafında dönen bir hikaye. Kitap arasında da belki de biraz Murakami tavrına benzetebileceğimiz şekilde yemek tarifleri var: pandispanya, borekas, ıspanaklı kurufasulye ve birçokları gibi. Bu anlatımlar arasında da Yahudi gelenekleri, yaşayışı ve hatta biraz da inanışları da anlatılıyor. Hop okudum bitti denebilecek bir kitap değil, yavaş ve sindirerek okununca anlatımın tadına varmak daha kolay bence. Kitapta en beğendiğim yer son elli sayfadaki anlatımlardı aslına bakarsanız. Onları okuyunca taşlar yerinde oturdu ve de hikaye daha anlam kazandı. Ama bu son sayfalara gelene kadar da sıkıldığım ve de hatta acaba buraları atlasam mı ki dediğim yerler de olmadı değil.
Sevdim mi sorusuna gelince, evet diyebilirim ama diğer kitaplarını da hemen okumalıyım dedirtecek kadar da sevmedim. Yeterince açık bir ifade oldu sanırım:))
Bir sonraki kitapta görüşmek üzere. Bu hafta yine bir yurtdışı iş seyahatine çıkıyorum. Bakalım neyi ne kadar okuyabileceğim, bloga geri dönüş tarihimden anlayacağız:))
İyi okumalar
Sibel
Kitabım bitti ve yine burdayım. Kitap Eylemcisi gibi okuma hızı olanları gerçekten çok takdir ediyorum. Umuyorum ki bir zaman gelecek ve ben de hızlanacağım:) Gerçi bu sefer bir hafta gibi bir zamanda bitirdim kitabı ama yine 335 sayfa olduğunu düşünürsek yeterince de hızlı değil. Neyse gelelim kitabımıza.
Ben ilk defa Mario Levi okudum. Bu kitap yazarla tanışmak için doğru bir kitap oldu mu çok emin değilim. Kitabı sevdim mi sevmedim mi ona da karar verebilmiş değilim aslına. Yazar iç içe anlatımlarla Yahudi bir ailenin bireyleri üzerinden hikayesini anlatıyor. Anlatımların odağında da hikayesini yemek tarifleri ile anlatmayı amaçlayan bir yazar var. Ki kitap çıktığına göre yazar amacına ulaşmış:))
İki kız kardeş Rahel ve Lea ve onun çocukları, torunları, eşleri etrafında dönen bir hikaye. Kitap arasında da belki de biraz Murakami tavrına benzetebileceğimiz şekilde yemek tarifleri var: pandispanya, borekas, ıspanaklı kurufasulye ve birçokları gibi. Bu anlatımlar arasında da Yahudi gelenekleri, yaşayışı ve hatta biraz da inanışları da anlatılıyor. Hop okudum bitti denebilecek bir kitap değil, yavaş ve sindirerek okununca anlatımın tadına varmak daha kolay bence. Kitapta en beğendiğim yer son elli sayfadaki anlatımlardı aslına bakarsanız. Onları okuyunca taşlar yerinde oturdu ve de hikaye daha anlam kazandı. Ama bu son sayfalara gelene kadar da sıkıldığım ve de hatta acaba buraları atlasam mı ki dediğim yerler de olmadı değil.
Sevdim mi sorusuna gelince, evet diyebilirim ama diğer kitaplarını da hemen okumalıyım dedirtecek kadar da sevmedim. Yeterince açık bir ifade oldu sanırım:))
Bir sonraki kitapta görüşmek üzere. Bu hafta yine bir yurtdışı iş seyahatine çıkıyorum. Bakalım neyi ne kadar okuyabileceğim, bloga geri dönüş tarihimden anlayacağız:))
İyi okumalar
Sibel
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)