Merhaba
2015'e okuma anlamında güzel başladığımı söyleyebilirim. Yeni bir kitapla karşınızdayım ne de olsa.
Ayşe Kulin benim her zaman okumaktan keyif aldığım bir yazar oldu. Füreya kitabından itibaren de tüm kitaplarını okudum sanırım. Gizli Anların Yolcusu da hem hikayesi ile hem de anlatımı ile sevdiğim bir kitap olmuştu. Yazarın sonrasında yazdığı kitapları Handan da dahil olmak üzere, bu kitaptaki karakterlerden kurgulanmış durumda. Handan da ilk kitapta ana karakterin ortağı aynı zamanda sevgilisiydi. Yazar daha aynı hikayeden çıkmış kaç kitap yazacak merak içindeyim:))
Handan'a bir nevi ilham veren Halide Edip Adıvar'ın Handan'ını okumuş olsaydım sanırım daha keyifli olurdu okuma benim için. Çünkü kitap boyunca yazar Halide Edip'in Handan'ı ile konuşmakta ve yaşadıklarını o dönemin yaşantısı ile kıyaslayıp parallellikleri ortaya dökmekte, bir nevi zaman değişse de ana hikayeler hiç değişmez demekte.
2014 ikinci yarısında yazılan her kitapta gördüğümüz Gezi etkisi bu kitapta da var. Sanırım ileride içeride Gezi olaylarından bahsedilmişse şu dönemde yazılmıştır gibi bir kural oluşturdu:)) Bense biraz artık sıkıldım sanırım bu durumdan. Ya da sıkıldım demeyelim de bir gereklilikmiş gibi her hikayenin bir şekilde Gezi'ye bağlanması bana samimi gelmeyeye başladı. O nedenle de Gezi hikayesi daha az olsaydı daha çok severdim kitabı diye düşünüyorum.
Tüm bu anlattıklarım sonunda, nedir durum, tavsiye eder miyim derseniz evet olur cevabım. Ne olursa olsun akıcı yazan, kendini kolay ifade eden ve olay kurgusunu çok iyi yapan bir yazar var karşımızda. O nedenle zaman kaybı olmaz bence her durumda. Kitapta çok beğendiğim bir sözle bitireceğim bu sefer:))
Hayal varsa gerçek de vardır....
İyi okumalar
Sibel
19 Ocak 2015 Pazartesi
11 Ocak 2015 Pazar
1. ABİM DENİZ - Can Dündar
Merhaba
2015'in ilk kitabı ile yine buradayım. Umarım okuma hızım ve çeşitliliğim açısından güzel bir başlangıç olur.
Abim Deniz, duymuş olabileceğiniz gibi Deniz Gezmiş üzerine yazılmış bir kitap. Deniz Gezmiş üzerine yazılmış olan bilmem kaçıncı kitap aslında. Bir çoğumuzun bildiği Erdal Öz'ün yazdığı Gülünün Solduğu Akşam benim bu genç, korkusuz ve ideallerine bağlı adamla tanışmama vesile olmuştu. Sonra bir daha hakkında aklımda kalan bir kitap okumamış olmalıyım ki, Abim Deniz kitabı bana çok da tanıdık gelmedi. Tabi ki olaylar bildiğimiz, sonu ise en başından belli bir kitap okuduğumuz ama ara hikayeler ya da olaylar bilindik olsa da çok güzel anlatılmış. Sizi hiç sıkmadan okutuyor kendini. Şimdi ne olacak diye bir merak duygunuz olmuyor tabi ama acaba mektubunda bundan bahsetmiş mi diye meraklanıyorsunuz. Bir nehir söyleşi değil kitap. Önce kardeşi ya da babası üzerinden olayı okuyorsunuz, ki bu bazen bir anı bazen bir mektup bazen de bir resim oluyor. Sonra da yazar o zamanki gazete haberleri ya da mahkeme tutanakları üzerinden dönem hakkında daha detaylı bir bilgi veriyor. Ben bu tarzı sevdim. Mümkün olabildiğince tarafsız bir yazım şansı yaratmış bence.
Dönem kitaplarını seviyorsanız, kesinlikle okuyun derim. Sevmiyorsanız, eliniz gidip de almayacaksınızdır zaten ama olsun yine de aklınızın bir köşesinde olsun bence.
Görüşmek üzere
Sibel
2015'in ilk kitabı ile yine buradayım. Umarım okuma hızım ve çeşitliliğim açısından güzel bir başlangıç olur.
Abim Deniz, duymuş olabileceğiniz gibi Deniz Gezmiş üzerine yazılmış bir kitap. Deniz Gezmiş üzerine yazılmış olan bilmem kaçıncı kitap aslında. Bir çoğumuzun bildiği Erdal Öz'ün yazdığı Gülünün Solduğu Akşam benim bu genç, korkusuz ve ideallerine bağlı adamla tanışmama vesile olmuştu. Sonra bir daha hakkında aklımda kalan bir kitap okumamış olmalıyım ki, Abim Deniz kitabı bana çok da tanıdık gelmedi. Tabi ki olaylar bildiğimiz, sonu ise en başından belli bir kitap okuduğumuz ama ara hikayeler ya da olaylar bilindik olsa da çok güzel anlatılmış. Sizi hiç sıkmadan okutuyor kendini. Şimdi ne olacak diye bir merak duygunuz olmuyor tabi ama acaba mektubunda bundan bahsetmiş mi diye meraklanıyorsunuz. Bir nehir söyleşi değil kitap. Önce kardeşi ya da babası üzerinden olayı okuyorsunuz, ki bu bazen bir anı bazen bir mektup bazen de bir resim oluyor. Sonra da yazar o zamanki gazete haberleri ya da mahkeme tutanakları üzerinden dönem hakkında daha detaylı bir bilgi veriyor. Ben bu tarzı sevdim. Mümkün olabildiğince tarafsız bir yazım şansı yaratmış bence.
Dönem kitaplarını seviyorsanız, kesinlikle okuyun derim. Sevmiyorsanız, eliniz gidip de almayacaksınızdır zaten ama olsun yine de aklınızın bir köşesinde olsun bence.
Görüşmek üzere
Sibel
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)