Merhaba
Ölüm Oyunu dün akşam itibarı ile bitti. Büyük bir hayal kırıklığıydı. Konusunu bir kenara koyalım, ona birazdan geleceğim. Bu kadar sık imla ve yazım hatalarının olduğu bir kitap okumak gerçekten yorucu. Elimde kalem sürekli bir düzeltme halindeydim, ki ben aslında kitaplarına çok fazla yazabilen, sayfalarını çizebilen biri değilim. Buna rağmen tutamadım kendimi, eksik harfler, düşük cümleler, tamamlanmamış betimlemeler, ne ararsanız vardı. Alfa Yayınlarının bir sonraki baskısında (ki bir daha baskısı olacağını aslına bakarsanız düşünmüyorum) bunlara dikkat edip, temiz bir kitap çıkartmaları şart.
Konusuna gelince, yine aslında bir aşk var odak noktasında. Bir avukat, kıskanç bir koca ve çok ama çoook güzel bir kadın etrafında dönüyor olaylar. Kadının çok güzel olduğunu anlıyoruz ama ben biraz daha fazla tasvir, açıklama isterdim sanırım kadın için. Kafamda bir türlü canlanmadı. Tüm karakterler için geçerli aslında bu yorumum. Hepsi çok yüzeysel anlatılmış, sanki yazarın bir acelesi var da, kitabı hop yazacak ve bitecek gidecek. Koştur koştur bir yazım olmuş sanki.
Özetle beğenmedim kitabı ne yazık ki. Benden kim etkilenir ve okumamazlık eder onu bilemem tabi ama olsun, ben söyleyeyim:))
Bir sonraki kitabımız da Karışık Kaset, dün akşam itibarı ile ona da başladım ve daha ilk okuduğum sayfalardan çok güzel bir okuma dönemi olacağını düşündürdü bana.
Görüşmek üzere
Sibel
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder