3 Kasım 2013 Pazar

SON OYUN - Ahmet Altan

Merhaba

Birazcık uzun sürse de sonunda Son Oyun bitti. 

 

Ahmet Altan'ın sanırım tüm kitaplarını okudum. Son Oyun da uzun zamandır elimde bekleyenler arasındaydı, artık sırası gelmişti demek ki:)

Bir yazarın küçük bir kasabaya yerleşip, orada yaşadığı ilişkiler, entrikalar, aşklar, çekişmeler, cinayetler etrafında şekillenen bir hikayesi var kitabın. Normalde Ahmet Altan'ın bir kadın ağzından hikayelerini anlatmasına alışkınız, bu öyle değil, doğrudan yazarın ağzından anlatılıyor. Ahmet Altan'ın romanlarında alışkın olduğumuz bir diğer özellik de sevişmelerin uzun uzun tasvir edilmesidir aslında, bu kitapta ise çok yüzelsel geçiyor tüm sevişmeler, bir oldu bitti havasında. Bu da beni şaşırtan bir başka özelliğiydi kitabın. 

Hoşlanmadığım noktalara gelince; kitapta çok fazla karakter var ve bu karakterlerin yerine oturması oldukça zaman alıyor. Kim kimdir kitabın ortasında kafanıza yerleşiyor. Tanrı ve kutsal kitaplar üzerinden onunla sohbeti de kitabın sevmediğim kısımları oldu. Tüm kutsal kitaplardan alıntılar yapıp, kendi yaşadığı hikayeye parallellikleri belirtmesi, ahireti 'ikinci cilt' olarak belirtmesi, Allah'ı bir roman yazarı olarak tanımlamasından çok hoşlanmadım itiraf etmeliyim ki. 

Okunması gereken bir kitap mı? Bence çok değil. Kötü müydü? Hayır. İyi miydi? Ona da hayır. Çok orta halliydi bence. 

Bu arada ilk izleyicim Nuran, hoşgeldin:) Artık bir izleyicim var, çok mutlu oldum..

Bir sonraki kitabım Canan Tan'ın Hasret'i. Bu akşam itibarı ile başlarım sanırım. Bakalım o nasılmış.

Görüşürüz

Sibel  
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder