26 Aralık 2013 Perşembe

Bir Cihan Kafes

Merhaba

İlk defa ipadden yazıyorum. O nedenle ne nasıl olacak inanın bilmiyorum. Baştan kusura bakmayın demiş olayım. Mesela bir türlü resim koyamadım. Neyse, gelelim kitabımıza.

Yine son zamanlardaki klasik sorunsalım kendini gösterdi, yani kitabın içine girmem yine zaman aldı. Vikitaba göre 15 günlük bir okuma sürecim var ki rahatlıkla 5 günde bitebilecek bir kitap aslında. Yarısına gelmem 12 gün, tamamlamam da 3 gün sürdü:)))

Kitap bir ailenin hayatı aslında çok çok özetle. Dede Ethem, anneanne Samire, kızları Yaşar, torunları Lorin ve onun oğlu Kaan'ın hayatı. Araya giren bir önemli karakter de Doruk. Ethem istemediği bir evlilik yapar ( neden olduğunu anlatmayayım, çok fazla spoiler olur) ve onun yaşadığı mutsuzluklar tüm ailesine sirayet eder. Samire sevilmeyen bir kadın olmanın ve çok çok genç yaşta evlenmenin tüm zorluklarını yaşar. Yaşar, kendisini sürekli babasına ispatlamaya çalışır ve sert durmak uğruna sevgisiz bir kadın olur çıkar. Lorin mutsuz bir çocukluk, yanlış bir evlilik sonrası Doruk'la mutluluğu yakaladığını zanneder ama yine mutsuzluk kapısındadır. Kaan ise ailenin en küçüğü ve de en masumu olarak ailenin tüm mutsuzluklarından etkilenir. Yan karakter Doruk ise kadınları elde ettikten sonra gitmeyi tercih eden erkek modeli. Tüm bu hayatlar, mutsuzlukları, birbirlerini ve kendilerini anlamaları anlatılıyor kitapta.

Bir 1997'den bir olay, bir 1977 sonra 1948'den bambaşka bir hikaye karakterlerin birbirleri ile ilişkilerini anlamayı biraz zorlaştırıyor bence. Onun yerine kronolojik bir zaman örgüsü ile anlatılsaydı hikaye sanki daha hoşuma giderdi benim. Karakterlerin hepsini ayrı ayrı çok sevdim ama benim en favorim (böyle bir tabir de olur mu demeyin, yaptım oldu işte) Samire. Kitabım finalini kendisini yapıyor ve öyle bir nokta koyuyor ki, tüm taşlar yerine oturuyor. En kızdığım karakter de Yaşar. Kendisini mutsuz etmek için bu derece uğraşmasını, kızına bu derece uzak olmasını bir türlü sindiremedim gitti içime. Onun dışında kötülük kupası tabi ki Doruk'a gidiyor. Kendisini aşık ettirene kadar bin takla atan ve sonra da sıkılıp yok olan hatta aldatan bir adam hepimizin hayatında öyle ya da böyle vardır. İşte Doruk o özelliklerin hepsini kendinde topluyor:))

Bence okuyun kitabı, biraz depresif olsa da mutsuz etmiyor kitap bittiğinde. Çok uzun bir yazı oldu bu sefer. Umarım sıkılmadınız. Bir sonraki kitap da lux serisinin dördüncüsü Köken. Bekle beni Daemon geliyorum:)))

Görüşmek üzere

Sibel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder