Merhaba,
Yine biten bir kitap ve yine ben:)
Trendeki Kız başlarda benim için çok büyük bir hayal kırıklığı oldu. Okuma hızımı tekrar yakalamışken, herkesten çok güzel yorumlar duyduğum bu kitapla devam etmek istemiştim. Ama o da ne? Kitap gitmiyor, gitmiyor, gitmiyordu. Kafamda okurken sürekli "Bu kitap mı süpermiş? Akmıyor ya bu.." gibi bilimum düşünceler vardı. Hatta tekrar kitap yorumlarını gözden geçirme ihtiyacı hissettim. Değerlendirmeleri okurken "İlk 100 sayfa çok yavaş gidecek, umudunuzu kaybetmeyin" gibi bir yoruma rastladım. Aradığım teşvik de burdaydı işte:) Gerçekten de kitabın ilk yarısı benim için çok ama çok yavaş geçti. Ne zamanki konu biraz netleşmeye ve Megan / Anna / Rachel arasındaki bağlantıyı anlamaya başladım, sonrası su gibi aktı gitti.
Konusu ilginç, olay örgüsü de tanıdık değildi bana. O noktalardan en başından beri artıyı almıştı aslında. Yorumlarda yazıldığı gibi kimin yaptığını anlamam gerçekten kitabın çok sonlarına doğru oldu. Onun öncesinde hep yanlış insanı suçlu olarak tanımlamışım:) Yani kitabın başından suçluyu tanımlamak pek de kolay değil.
3 kadın arasında olay örgüsü de ilk başlarda çok havadaydı benim için. Anna ve Rachel bağlantısını kurduktan sonra "bu Megan ne zaman bağlanacak" diye bekledim durdum.
Dediğim gibi sanırım beklentim çok yüksekti kitaptan. O nedenle, sizi de uyarmak isterim, ilk sayfasından itibaren sizi içine almıyor kitap, böyle bir beklentiniz olmasın:)) Ama söylendiği gibi de 100 sayfa, hatta benim için o 200 sayfa oldu, geçtikten sonra da elinizden bırakamıyorsunuz. Tavsiye eder miyim derseniz, evet derim. Ama bir "ama" içerir tavsiyem:)
Garip bir yazı oldu sanki bu da. Neyse işte böyle. Bir sonraki kitabım da Buket Uzuner'in Toprak'ı olacak. Bakalım bir daha ne zaman burda olacağım:)
İyi okumalar
Sibel
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder