5 Ekim 2015 Pazartesi

14. GREY - E.L. James

Günaydın, 

Grinin Elli Tonu ilk çıktığında, hemen alıp okuyanlardanım ben. Üç cildi okurken de, belki sonları hariç, hiç sıkılmadan okumuştum. Sonrasında bu türde başka hiç bir kitap okumadım aslına bakarsanız ama Anastasia ve Christian'ın hikayesini sevmiştim. Yalnızca cinsellik değil de duyguları da içerdiği ve normal bir romantik hikayeden bekleyeceğim bir olay kurgusu olduğu için sanırım. Bir tek hikayenin sonunu hiç sevmemiştim. Evli ve çocuklu olmayı nedense bu çiftle özellikle de Christian'la bağdaştırmamıştım. Grey'in teaser'ları dönmeye başladığında, hatta daha çevirisi yapılmadan önce, acaba alsam mı diye düşünüyordum ki çevirisi çok hızlı yapıldı ve Türkçe'sini raflarda gördük. 



Hesapta bir okuma listesi oluşturmuştum kendime ve yeni kitap alsam dahi bu listeyi bozmayacaktım. Yalan oldu ama bu düşüncem:) Grey'i D&R'dan aldığım gün itibarı ile okumaya başladım. Yine 600 küsur sayfa bir kitap ama ben yine hiiiç sıkılmadan okudum. Sanırım bu da bir seri haline gelecek, en azından benim beklentim o yönde. Hikaye daha çok başındayken bitti çünkü. Hatta filmle çok paralel bir yerde bitti. 

Zaten bildiğimiz bir hikayeyi, anlatıcının değişmesi ile tekrar aynı tatla okuyabileceğimi düşünmüyordum aslında. Ama hiç düşündüğüm gibi olmadı. Evet olayları biliyorum, kurguyu biliyorum ama anlatım işi çok farklılaştırmış. Grey'de asıl çekici olan kısım kendisinin geçmişi malum. Bu kitapta daha çok detaylandırılmış çocukluğu, öz annesi ve yaşadıkları. Bu da kitabın okunurluğunu çok değiştirmiş. 

Grinin Elli Tonu'nu okumayanlar ne derece sevecektir emin değilim ama hikayeyi takip edeceklerin yine okumaya değer bulacaklarına eminim. 

Görüşmek üzere, iyi okumalar

Sibel 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder